Osman Gazi, kardeşi Gündüz'ü çağırdı: "Sen ne dersin? Biz bu ülkeleri nasıl fethedelim? Nasıl hareket edelim ki etrafımızda asker toplansın" dedi. Kardeşi: "Civarımızda olan illeri vuralım, bozalım" dedi. Osman Gazi dedi ki: "Bu düşünce yanlıştır. Şundan dolayı ki bu illeri yıkıp yakınca bu Karaca Hisar şehrimiz ma­mur olmaz. Yapılması gereken budur ki komşularımızla iyi geçinip dostluk edelim".

Nitekim bu tedbirden önce Bilecik tekfuru ile daima dostluk ederler­di. Yaylaya gitseler emanetlerini Bilecik hisarında bırakırlardı. Ne za­man gelseler tulumla peynirler, yağlar, kaymaklar, iyi halılar ve kilim­ler gönderirlerdi. Er kişi ile göndermezlerdi. Kadınları ile gönderirler­di. Onlar da Osman Gazi'ye gayet güvenirlerdi. Bir suretle bunların arasında geçimsizlik olmadı.

Germiyanoğlu ile zaman zaman Osmanlılar savaşırlardı. Bu Bizanslılar dahi Germiyanoğlu ile Osman'ın düşmanlığı var diye gayet mutlu olurlardı.

Osman Gazi, Eskişehir'de hamam yöresinde pazar kurdurdu. Etrafın Bizanslıları dahi gelirler, işlerini görürlerdi. Zaman zaman Germiyan halkı da gelirdi. Bir gün Bilecik'ten pazarcı Bi­zanslılar gelmişler. Germiyan'dan dahi gelmişler.

Bu Bilecik'te Bizanslılar iyi bardak yaparlar. Pazara yük ile satmaya getirmişler. Germiyanlı'nın birisi bir bardak almış. Hiç bir şey vermemiş. Bu Bizanslı gelmiş Osman Gazi'ye şikâyet etmiş. Osman Gazi de o kişiyi getirmiş. Belki dövmüş ve Bizanslı hakkını alıvermiş. Gayet iyi yasak etmiş ki asla Bilecik'teki Bizanslıları incitmeyeler.

İş o dereceye vardı ki Bilecik Bizanslılarının kadınları dahi gelirler, Eskişehir'in pazarında alış veriş edip emniyet ve selâmetle giderlerdi. Bu Bilecik'in Bizanslıları dahi gayet güvenmişler­di ki "bu Türk bizimle iyi doğruluk eder" derlerdi.