Orhan Gâzi, bir nice zaman İznik'i taht edindi. bir ulu kiliseyi, câmi yaptı. bir manastırı da, Medrese eyledi. Yenişehir kapısı içine de, İmâret yaptı.

İmâretin ocağı yanıp aş pişince, Orhan Gâzi önce kendi mübarek eliyle ekmek dağıttı... Çerağını da (ışığı) ilk gece, özü yaktı.

Oğlu süleyman Paşa, İzmitte otururdu. Yenice, Göynük ve Mudurnu'yu o2na havale eylemişti...

Bir oğlu da Murat Hân Gazidir ki, bursa sancağını o'na verdi. Adını (Beğ Sancağı) koydu...

Karaca Hisar'ı, amca oğlu Gündüz Alp'a verdi.

Kendisi de bütün memleketi idare eder oldu... Bütün Gâzilerden tek isteği (Adâlet) idi. Allahın ve Peygamberin (sallallahü aleyhi ve sellem) yolunda, (adâlet) istiyordu...

Oğlu Süleyman Paşa, Taraklı Yenicesi'ne vardı. Kâfirler babasının adâletini duydukları için, ANTLAŞMA istediler. Süleyman Paşa kabul etti. Böylece, Hisarı aldı. Göynük ve Mudurnu'yu dahi öylece aldı.

Süleyman Paşa o kadar adâlet gösterdi ki, Taraklı Yenicesi kâfirleri:

- Ne olurdu, eskiden bunlar, bize (BEĞ) olaydı!... diye hayıflandılar.

Osmanlı Gâzilerinin ulaşamadığı yerlerin halkı dahi, kendilerini dâvet eder oldular.

Ne zaman ki, Osmanlı (Müslüman- Türkünü) gördüler; kâfir köylerin çoğu Müslüman oldu...