Osman Gâzi ve yoldaşları, vardılar. Beştaş tekkesine kondular. Şeyhine soruldu:

- Beştaş suyu, geçit verir mi?

- Allahın fazlı ile, Gâzilere geçittir... dedi.

Atların yemini kesip, su kenarına vardılar. Samsa Çavuş, orda hazır beklerdi, aldı. Gâzileri, Sorkun üzerine iletti. Oranın kâfirleri, Samsa Çavuşu tanırlardı. Onu ve askeri görünce, baş eğip itaat ettiler. Erkeği, kadını karşıcı çıktılar. Aralarından bir tanınmış kâfiri çağırdılar. Geldi, Osman Gâzi ile andlaştılar ki, Samsa Çavuş her ne derse, onu kabul edeler...

-Sual: Samsa Çavuş kimdir?

Cevap: Yiğit bir müslüman Gâzidir. Hayli adamı vardır. Sülemiş derler bir karındaşı dahi, kendi gibidir. Ertuğrul Gâzi, Söğüt'e ilk geldiğinde; bunlar da birlikte idiler. Orda durmadılar. Mudurnu civarında, karar kıldılar. Oranın kâfirleriyle iyi geçindikleri için, Osman Gâzi, yörenin emânetini onlara verdi.

Sonra Osman Gâzi hücum ile, Göynük çevresini vurdu. Tarakçı Yenicesi'ni dahi vurdu. Yine Harmankaya'dan, Karaca Hisara geldiler. Esir almadılar. Çok ganimet getirdiler.

Osmanlıların bunca zaferi üstüne, etraf kâfirleri çekinir oldular. Osman Gâzi sadece, Bilecik kâfirlerine saugı gösterirdi. Sordular:

- Bu bilecik küffârının, senin yanındaki hörmeti nedendir?

- Biz bu il'e garip olarak geldiğimiz zaman, onlar bizi hoş tuttular. Gerektir ki şimdi biz dahi, bunlara yakınlık gösterelim...

Tıpkı İslâmiyetin ilk günlerinde olduğu gibi...