Osmanlıların fethetdiği Karaca Hisar'da pazar kuruldu... Kadı konuldu. Sübaşı (Zabıta başı) konuldu. Millet, kanun, nizam ister oldular.

Germiyan ilinden biri geldi.

- Bu pazarın vergisini bana satın...

dedi. Müslümanlar:

- Osman Hân'a git!..

diye cevap verdiler. O adam da gidip aynı şeyleri söyledi. Osman Gâzi sordu:

- Pazar vergisi nedir?

- Pazara ne gelse, ben ondan hisse alırım...

- Senin bu pazara gelenlerden alacağın mı var ki, para istersin!

- Bu âdet bütün memleketlerde mevcuttur. Padişah olanlar alır.

Osman Gâzi gene sordu:

- Allah emiri midir, yoksa Beğlerin emri mi?

- bu, Töre'dir Hân'ım... Evvelden kalmıştır.

Osman Gâzi çok öfkelendi.

-Kişinin kazandığı, başkasının olur mu?.. Onun malına sermaye mi koydum ki; (Bana akçe ver) deyim!..

- Bre Adam, var git. Sana ziyanım dokunmaya...

dedi. Cemaat ve dursun Fakih söz aldılar:

- Hân Beyimiz!.. Bu PAZAR, senin sayende kurulur, işler... Senin kılıcın olmasa, burayı uğru (düşman) basar. Âdettir ki, pazarı bekleyenlere bir nesnecik verile!..

Bunun üzerine Osman Gâzi:

- Mademki icmâ (ittifak) ettiniz... Öyleyse bir yük getirip satan, iki akçe versin.Satamayan, hiçbir şey vermesin... Kim bu kanunu bozarsa Kâdir Allahım da o kişinin dünya ve âhiretini boza...