Osman Gâzi, gördü ki, Bursa Hisarı savaşla alınmaz... sabır gerek.

Bunun üzerine ''Havâleler'' yapmaya koyuldu.

''Havâle'' fethi zor olan Bursa gibi beldeleri, dışardan sıkıştırmak için yapılan ''küçük kale''lere derler. Böylece, dışardan yardım alması önlenmiş olur. Hem de düşman, iyice gözetlenir, haber iletilir.

Kara Osman ''kaplıca'' tarafına bir Hisarcık kondurdu. Dizdârlığa da, kardeşi oğlu Akdemir Beyi getirdi ki, gayetle bahâdır, yarar bir ER'di Onunla bile (birlikte) hayli yoldaşı dahi, oraya yerleştirdi.

Bir havâle de, sağ tarafa yaptırdı. Balabancık derler, bir yiğit vardı. O da gayetle gözüpek ER'di. Bu hisara da, O'nu Dizdâr eyledi.

Havâleler, ancak bir yılda tamamlandı. Köylerini mâmur eyledi.

Bursa'dan taşra (dışarı) bir kâfir, parmağını çıkartamaz oldu!..

İki yandan Gâziler, Bursa Hisârını ellerinde tuttular. Bir nice yıl, onlara rahatlık vermediler.

Nihayet haber geldi ki:

''- Açlıktan gayet bunalmışlardı. Bâhâne ararlar ki, Hisarı vereler!..''

Orhan Gâzi Bursaya, Gâzi Mihal'ı gönderdi.

- Hisarı ver...

dedi. Bursa Tekfuru da:

''- Anlaşalım... Kimsenin bize bir zararı dokunmazsa, Bursa'yı verelim...

dedi. Mihal bu haberi getirince, Orhan Gâzi kabul etti... Tekfur gene haber saldı:

_ Birkaç yarar adam yollayın ki, biz Hisardan çıkarken, Osmanlıların zararı erişmeye...

Orhan Gâzi, adamlarını yolladı. Bursa Tekfûrunu incitmeden, kapıdan çıkardılar.

Kapılar açılınca, çok kalabalık oldu. Her tarafdan Müslümanlar, girmeye başladılar. Ede Balı'nın kardeşi oğlu ahi Hasan, Burca, Sancak dikti. Onunla bile, diğerleri de tırmandılar.

Tekfurun burnu kanamadan Gemlik'e götürüldü. Yanındakilerin dahi, bir çöpleri alınmadı. Ancak Hisardaki hazinesini Orhan Gâzi, Mücâhidlere dağıttı. Ziyâde malı vardı. Hepsini verdi. Gâzilerin cümlesi, zengin oldular.

Tekfurun bir veziri vardı. O gitmedi. Hem de Hisarın teslimine, sebep olmuştu. Kendi rızasıyla, çok mal getirdi. Orhan Gâzi gene, Gâzilere dağıtdı. Hem de vezire sordu:

- Bu hisarı niye verdiniz?

- Bunaldık da teslim eyledik...

- Ne sebeple bunaldınız?

- Biri budur ki: Babanız Osman Gâzi, üzerimize Havâleler yaptı. Köylerimizi zaptetdi. size itaat eder oldular... Bizi anmadılar. Bildik ki, onlar, rahata erdiler. Biz de o rahatlığa heves eyledik...

- Başka?

- Biri de şudur ki: Bizim tekfurumuz mal yığdı. Lâkin malı fayda vermedi. Zira, malı verecek yer bulamaz oldu. İhtiyaç zamanı, malı satacak kimse bulamadı. Alacağını ise, hiç alamazdı... Hisar bize hapishâne oldu.

- Daha?
-Biri de budur ki: Âlemin değişikliği eksik olmaz. Şimdi bu değişiklik bizde vâki oldu. Bizim devletimiz söndü. Sizin Devletiniz döndü, parladı.