Şeyh Edebali karşısında oturan, Osman Gâzi'nin rüyasını tabir etti. O sırada yanında bir talebesi vardı. Adı, Durduoğlu Kumral Dede idi. Şeyhin yanından çıkınca, Osman Gâziye dediki:

- Ey Yiğit..

Allahın izniyle, sana Padişahlık verildi. Bunun şükrünü edâ etmen gerekmez mi?

Koca Osman cevap verdi.

- Ne vakit ki Padişah olurum; sana bir (şehir) armağan ederim...

Derviş:

- Şehirden vazgeçtik. Bize, şu köyceğiz yeter... diye kanaat gösterdi. Osman Gâzi kabul etti. Kumral Dede:

_ Öyleyse senet ver... deyince, Koca Osman:

_ İşte kılıcım! Babamdan ve Dedemden kalıptır. Onu sana vereyim. Bir de maşrapa vereyim. Senin elinde olsunlar. Hakka yürürsen, neslin dahi saklasın. Hak teâlâ bize Padişahlık nasib eylerse; bizim neslimiz dahi, bu alâmeti görüp tanısınlar, köyünüzü elinizden almasınlar.

dedi. Emânetleri teslim etti.

Şimdi dahi o kılıç, Kumral Dede nesli elindedir.

Osmanlı Hânedanından kim padişah olsa, o kılıcı ziyaret eder. Eskiyen kınını yeniler.