''-Dicle kenarında bir kurt, kuzuyu kapsa... Hesabını nasıl vereceğim!..'' diye düşünen, Peygamberimizin ikinci halifesi ÖMER'ül Farûk hazretleri zamanında, İslâma toprakları çok genişledi.

Hazreti Ömer adâlet işlerinin, en sür'atli ve âdil şekilde yerine getirilmesi için Basra, Kûfe gibi şehirlere Kadı'lar tayin etti. Hepsine nasihat ve itimat eyledi. Vazifesinde ihmali görülenleri de affetmeyeceğini ilâve etti. 1400 sene önce, Devletin Adli kuvvetleri ile İcra kuvvetlerini ayırmış oldu.

Sonra gelen Halifeler de, O'nun yolunu takib ettiler.

Ancak Abbasiler zamanında türeyen zorbalar mahkeme ve adâlet işlerini de karıştırdılar. Eyalet beyleri (yani idareciler) Kadı'ların işlerine müdahale eder oldular.

Osman Gâzi, Karacahisar kalesini fetihden sonra; Selçuk Sultanı tarafından resmen Hükümdar sıfatını aldı. Sonra Hûlefa'yı Râşidin yolunu tutarak, resmen KADI'lar tâyin etti. Mahkemelere ne kendi karıştı, ne başkasını karıştırdı. Âşiret Reisliğinden, Devlet Başkanlığına böylece yükseldi. 600 Yıl, Osmanlı âdaleti cihanı ışıklandırdı. Çünkü Osman Gâzi biliyordu ki:

'' ÂDÂLET MÜLKÜN TEMELİDİR...''