Kumral Abdal adında bir ehli hâl var imiş. Bursa Yenişehir taraflarında otururmuş. Derviş-Gâzileri Rûm köylerine gâzâ eder imiş.

Bir gün, kalb gözü açık büyük bir Zât ile görüşmüş. O zât, kendisine demiş ki: ''Allahü teâlâ Osman Gâzi nâm Bahadıra. Bir büyük devlet ihsan buyurdu. Var müjdele''

Kumral Abdal, Osman Gâzi'yi tanımadığını söyleyince o mübarek Zât Koca Osman'ın çehresini ve alâmetlerini bir güzel tarif eylemiş.

Bu alâmetlerle Osman Gâzi'yi bulan Kumral, müjdeyi vermiş. Koca Osman, ziyadesiyle memnun olmuş.

''Şimdiki halde bir kılıç ile bir maşrapa'dan başka malım yoktur. Al onlar da, sana armağanım olsun'' demiş.

Kumral Abdal maşrapayı teberrüken almışsa da, kılıcını Osman Gâzi'ye iade etmiş.

Zaferden zafere koşan Osman Gâzi, kendisine bu müjdeyi ulaştıran Abdal'ı hiç unutmamış. Sonraları O'na bir zaviye yapdırmış ve Yenişehir civarında, birçok araziyi kendisine vakfetmiş.