İslâm hudutlarının en sağlamı olan Söğüt vilayeti ve çevresi, bütün gelirleri ve idaresiyle Osman Gâziye verilmiştir. Zamanın büyük hükümdarları gibi ''gece ve gündüzümüzün şerefi, din ve dünyamızın kurtarıcısı'' sıfatlarıyla övülen Osman Gâzi'ye, Şah olarak hitabedilmiştir. Aynı meşhur da devlet memur ve âmirlerine ve tebâaya da hitap ile; OSMAN ŞAH'a itaat etmenin, Cenab'ı Hakka ve Selçuk Sultanı'na itaat sayılacağı bildirilmiştir. Hicri 683 Yılından itibaren vergilerin ve bütün işlerin, Osman Şah'a gönderilmesi emredilmiştir.

Selçuk Sultanı'nın Osman Gâziye yolladığı ilk fermana (BİYD) Menşûru denmiştir. SÖĞÜT'ün farsça karşılığı olan BİYD kelimesi, mektup içinde de sık sık geçmektedir.

688 Şevvalinde yollanan ikinci Menşûr ise türkçe kaleme alınmıştır. Bunun sebebi, Koca Türkmen Beyini memnun etmektir. Çünkü,, ''obalarından başka barınacak, kılıçlarının gölgesinden gayrı sığınacak'' yerleri olmayan bu serhad Türkleri, sarp Karacahisar kalesini bile fethetmişlerdi. Üstelik çılgın Tekfur dahi tutsakları idi. Konya sultanı Alâaddin, büyük hayretler içinde kalmış ve sultanlık Menşûru'nu, Balaban Çavuş ile Söğüt'e yollamıştı. Ayrıca Hükümdar sancağı, Tuğ, Davul ve altın kabzalı kılınçlar, atlar, 3.000 hançer, kalkan, ok ve iki deve katarı mızrak ve yüzbin dirhem gümüş para yolladı.

Bu ikinci Menşûr'la ''Turandan İran'a Ahlattan Yunan'a kadar cihad eyleyen'' Osman Gâzi soyuna duâ ve teşekkür edilmiş, Söğüt ve fethedilen yerlere ilâveten, Eskişehir dahi kendilerine verilerek, Osmanlı Devleti resmen kabul ve tasdik edilmiştir.