Sultan III. Mehmed, babasınında Hocası olan Saadeddin Efendiyi, ''Şeyhül'islâm'' yaptı.

Mübârekler ''Kâtip Çelebinin yazdığına göre'', her Cum'a günü Ayasofya'da sorulan sualleri; Türkçe, Arabça, Farsça cevaplandırırdı. Bâzen nesir, bâzen nazım kullanırdı...

Hoca Efendi yanlız memleketimizde değil, bütün Avrupa'da meşhurdu.

Bilhassa Avusturyalılar, ''EĞRİ'' seferinde, o'nu yakından tanımışlardı. Bu savaşı, büyük bir tablo halinde resimlendirdiler.

İbrahim Peçevi, tarihinde şunları yazar:

''... Bir yıl sonra, bu tabloyu gördüm.

Küffâr beylerinden biri,saadetlü padişahımızı tasvir ettikleri tabloyu; merhum Tiryaki Hasan Paşaya göndermiş... Biz de orada, temaşâ eyledik.

Tasvirde ustalıklarını söylemeye gerek yoktur. Gerçekten o kadar benzetmişler ki, sanki bir benzerini uydurmuşlar!...

Önce saadetlü padişahımızı, at üzerinde şaşkın ve kızgın bir şekilde göstermişler. Sonra hoca Saaded'din Efendi ve rıkabı (üzengisi) yanında durur ve iki ellerini duÂya kaldırmıştır... Güyâ bir nüsha kitap okuyor ve padişahın mübârek yüzüne doğru bakıyor... Atına da Avusturya diliyle birşeyler yazılmış! Merhûm Tiryaki Hasan Paşa, kendi tercümanına okuttu. Meğer (Hoca Efendinin duâsı, kabul olundu) diyorlarmış...''