Şerefi, Hoca SAADEDDİN EFENDİ'ye ait olan meşhur, EĞRİ Sefer-i Hümâyûnu başlamak üzeredir. Kanuni vefat ettiğinden beri (30 yıl) hiçbir Osmanlı padişahı, bizzat sefere çıkmamıştı...

20 Haziran 1596 Çarşamba günü III. Sultan Mehmed Hân, Davutpaşa Ordugâhına geçti. Yanlarında Veziriâzâm, anadolu ve Rumeli Kazaskerleri, Yeniçeri Ağası, Vezirler ve Şeyhül'islâm Hoca Saadeddin Efendi ile İngiliz Elçisi Sir Edward da bulunuyordu.

Ertesi gün, tarihin en güzel ordularından birisi daha, Pâyitahtı Cihân'dan (İstanbul) hareket eyledi. Vâlide- sultan oğlunu ve maiyyetindekileri, Halkalıya kadar yolcu etti. Anasının elini öpüp, duasını alan Hünkâr; (nesli pâk) Dedelerinin yolunda ilerlemeye başladı.

1 Temmuzda Edirne'ye varıldı. Bir önceki Taht Şehrinde, 4 gün kalındı. Kabirler ziyaret edildi. Fukarayâ sadakalar dağıtıldı. Ordunun son hazırlıkları, gözden geçirildi. Filibe, Sofya, Niş ve 9 Ağustosta Belgrad'a varıldı. Her şehirde, münasip miktar kalınıyordu. İşte bu yürüyüş devam ederken, Düşman ordusu birşeyler yapmış olmak hevesindeydi... BUDİN'in 50 km. kadar üst tarafında HATVAN Kalesini kuşattılar. Biran önce Osmanlı saflarına katılmak için, kale komutanı (vire ile) teslim teklifini kabul etti. Vire ile teslimde askerler, silahlarıyla çıkar, istedikleri yere giderlerdi. Devlerlerarası Hukuk, bunu âmirdi. Fakat düşman, kaleye girer girmez; bu beynelmilel hukuk ve Şövalyelik sözlerini unuttu. Çocuk ve ihtiyarlar dahil, mevcut (Ümmeti Muhammedi) kılıçtan geçirdi.

Bu olaydan 40 gün sonra, EĞRİ Kal'asını fetheden III. Mehmed Hân, kendisine Hatvan'ın intikamını hatırlatanlara:

- Biz bindiğimiz AT ve kuşandığımız KILIÇ hakkı içün, AMAN verdik... dedi ve hıristiyan asilzâdeler, Eğri Kal'asından sağsalim çıkıp gittiler.