Hoca Saaded'din Efendi, bütün Ulemâ'nın âdeta ''Kutbu'' hâline gelmişti. Nâmını zikr için ''Hoca Efendi'' demek kâfi idi.

Artık o'nun talebeleri de ''meşhur'' olmaya başlamışlardı. Hepsi de o'nun, ''irfan halkasından'' olmakla övünüyorlardı.

Mevlâna Aliyyü'n Nakib, Molla Ali, Seyyid Kasım Gubari, Azmi-zâde, bunlardan birkaçıdır.

Bilhassa Seyyid Kasım dikkati çekmiştir. Kâtib Çelebi'ye göre:

''Büyük maharetle (İHLAS) Suresini yazarak, Hoca Efendiye arzettiği ve icâzet aldığı'' rivâyet edilir...

''Hoca Efendi'' siyasi sahayı da ihmal etmemiştir.

Kılıç Ali Paşa, Piyâle Paşa ve Sadrâzam Sinan Paşalarla birlikte ''Devleti Aliyye'nin, bütün önemli hareketlerinde, ''Söz sahibi''dir.

Baki, Şeyhül'islâm Ebussuud Efendi, Feridun Beyler gibi devrin âlim, şâir ve fâzılları arasında; aranan bir şahsiyettir.

Tâc'üt Tevarih'' adlı, meşhur eserini de te'lif etmiştir.

En güzel ''yazma'' nüshâsını, Sultan III. Murad Hân'a takdim eyledi...

büyük bir ün kazandı. ''Hoca Tarihi'' her kütüphânenin, en mütena köşelerine yerleşti.

Devrin şâirleri ''medhiyeler'' yazdılar. Câmi Çelebi'ninki şöyledir:

''Bu yakınlarda cihâna, iki MÜFTİ geldi

Tuttu âlemi, her birisinin, fazl-ü edebi

''Kimdir?'' diye sual eylersen, onları sen...

Birisi ''Hoca Efendi'' biri ''Hoca Çelebi''...

Devrin ârifleri, Hocası Ebussuud Efendiyle o'nu, ''bir âyar'' tutarlarmış. Ebussuud hazretleri de gençliğinde ''Hoca Çelebi'' nâmıyla meşhurmuş.