Cezâyir Beylerbeyi Hüseyin Paşa, her zamanki gibi Venedik ticaret gemilerini vuruyordu. İşlerini bitirmek üzere iken, Venedik Donanmasından bir filo yaklaştı. Hüseyin Paşa (vurup- kaçmak) için, küçük tekneler seçmişti. Ağır Venedik toplarına mukavemet etmesi imkansızdı. Tornistan ederken, gemisi isabet aldı. Kendisi de ağır yaralandı... Venedikli Şövalyeler yaklaşıyorlardı. Arkadaşlarını hemen öbür gemilere aktarıp, sür'atle Cezayir'e ulaşmalarını emretti... Arkadaşları ağlayarak, emrini yerine getirdiler. Az sonra iskele- alabanda eden Venedik Amiral gemisi subayları, Hüseyin Paşa'nın ölmek üzere olduğunu gördüler...

Büyük Amirallerine durumu arzedip, emir beklediler. Büyük Amiral:

- Öleceğine emin misiniz? diye tekrar sorduğu zaman:

- Her tarafı kanlar içinde! Nefes bile almıyordu Amiralim, diye cevap verdiler. Bunun üzerine:

- bırakın, pek sevdiği deryalara batsın, yokolsun!... Hem buralarda fazla oyalanmıyalım... Nasıl olsa ticaret gemilerimizi kurtardık... Kaçanlar belki, yardım getirebilirler...  İstikamet Venedik!... diye emretti.

Az sonra teknenin safra- zindanına gizlenmiş 3 Levend, hem padişahlarını, hem de teknelerini kurtardılar. Daha üç ay geçmeden kendisin kontrol eden subaylardan biri, Hüseyin paşaya esir düşünce, gözlerine inanamadı ve:

- Mezzo morto!... Mezzo morto!... diye haykırdı. İtalyanca (yarı ölü, ölü gibi) manalarına gelir.

İşte ondan sonra, bütün Akdenizde ve Osmanlı tarihinde, enbüyük Denizciler arasına giren Hüseyin Paşa, (Mezomorta Hüseyin Paşa) adıyla meşhûr oldu.