Kanuni Sultan Süleyman'ın Rodos Muhasarasında, Kurdoğlu Müslihiddin Reis, Türk Donanması'na kumanda ediyordu. Müslih Reis, Barbaros Hayreddin Paşa'nın çok eski bir dostu ve silah arkadaşıydı.
Oğluna (Büyük Ustasının) adını koyan ve Dünya denizlerine, yeni bir (Hızır Hayreddin) kazandıran, işte bu Müslih Reis'tir. Süveyş Kaptanı (veya Hind Kaptanı) görevinde, uzun yıllar hizmet eden (Kurdoğlu Hızır Reis)' in bilhassa Endonezya Seferleri, çok anlamlı geçmiştir.
Kurdoğlu'nun görevi, Kızıldeniz ile Amman, Basra ve Aden körfezlerindeki, türk Donanmasına kumanda etmekti. Rütbesi (Sancakbeyliği) derecesinde olup, emirleri doğrudan (Divânı Hümâyûn) dan almaktaydı. Yani Kaptânı Deryâ emrinde değildi. Mısır Eyâleti de, bu Donanmayı finanse etmekteydi. Amirallik Merkezi, Süveyş Limanı idi.
Divânı Hümâyûn 1568 yılında Kurdoğlu Hızır Hayreddin Reis'e yeni bir görev verdi; Portekizlilerin çok rahatsız ettikleri Endonezya'ya Sefer. Oradaki Sumatra adası kuzeyinde bulunan Müslüman AÇE Devleti'nin yardımına koşmak... Çünkü onlar Cihân Sultanından yardım istemişlerdi...
Kurdoğlu 22 parçadan müteşekkil Süveyş Donanması ile, en kısa zamanda AÇE'ye ulaştı... Osmanlı teknelerinin Endonezya sularına girdiğini öğrenen Portekizliler, çoktan kayıplara karışmışlardı... Kurdoğlu, önce padişah ve bütün dünya Müslümanlarının koruyucusu olan Halife hazretlerinin fermânını, AÇE Hükümdârına sundu... Sonra da çok önemli Harp Malzemesi ile, onları kullanmayı öğretecek teknik personeli teslim etti.
Sultanlar gibi karşılanan Kurdoğlu ve maiyyetindekiler Osmanlı- TÜRK Sancağını, Uzak- doğu ve Endonezya'da dalgalandırdılar. Türk Levendlerinin bir kısmı, oralarda yerleşti. Bugün bile birçok AÇE'li, büyük dedelerinin Türk olduğunu iftiharla söylemektedirler.