Müslüman Türkler'in en büyük Kaptan'ı Deryâ'sı (Büyük Amirali) Barbaros Hayreddin Paşa, İtalya'nın Ceneviz Körfezi'ne, gün doğmadan süzüldü. En seçme Reisleri yanında idi.
Günlerden pazar olduğu için bütün Cenevizliler uykuda idiler. Hayreddin Paşa'nın Baştarda'sı (Amirallik Gemisi) ve 6 kadırgadan 7 pâre top patladı. bu 7 gülle, Ceneviz Doçu (Çumhurbaşkanı) Alessandro ile 6 şövalyenin saraylarındaki bacaları uçurdu.

Hıristiyan Avrupa'nın korkulu rüyası BARBAROS'u belki de rüyalarında görmekte iken uyanan, Cenevizliler o'nu karşılarında buldular.
Doç İstavroz çıkardı... Sonra da beyaz bayraklı elçilik kayığını istedikleri kadar servet ve esirin derhal takdim edileceği, hayreddin paşa'ya arzedildi. Sadece canlarına kıyılmaması için yalvarılıyordu...
Dünyanın gelmiş geçmiş en büyük denizcisi, ayaklarına kapanan bu hainlerden bir tek şey istedi:
''- Turgut Reisi. Tiz Turgut'umu getiresiz...''
Elçiler ve Doç, kulaklarına inanmadılar. koskoca Osmanlı Donanması, sadece bir kişi için mi buralara kadar sefer etmişti!... Fakat hayatında şaka yaptığı hiç görülmeyen Büyük BARBAROS'un emri derhal yerine getirildi.
Üç yıldır Ceneviz gemilerinde FORSA olarak kürek çeken ve zincirler altında inleyen TURGUT Reis ile Salih Reis ve birkaç Türk denizcisi daha serbest bırakıldı.
Hayreddin Paşa'nın elini öpen Turgut:
- bu kadar zahmete değermiydik Baba... dedi. Denizcilerin Pir'i ve Reislerin Reisi Hayreddin Paşa da o'nu alnından öperken:
- Allah, Din ve Devlet uğrunda çarpışan bir TURGUT, dünyalara değer evlat... diye cevapladı.
Bütün Reisler ve leventler, sıcak gözyaşları içinde, şu türküyü söyleyerek Akdenize, bizim Akdenize açıldılar:
''Aramızda Turgut Reis... Mekânımız Derya, Deniz...
Öcümüz komaz alırız... Bize Hayreddin'li derler...''