Osmanlı Devletinin CEZAYİR Beylerbeyliği, gayet kuvvetli bir Donanmaya sahibti. O kadar ki, Devleti Aliyye harb halinde olduğu anlarda, Cezayir donanması da sefere iştirak ederdi.
Bilhassa Akdenizi kontrol etme görevi, taa BARBAROS Kardeşler zamanından beri, Cezayir'e ait idi. Bu kontrollar sırasında, baha biçilemez ganimet, oraya akardı. Hatta Hollandalı ve İtalyan tüccarlar, cezayirden bu ganimeti alarak, Avrupaya satarlardı. Toskana büyük Dükalığı, bu yüzden çok zengin olmuştur.
Fransız, İspanyol, İtalyan ve İngiliz gemileri ve deniz ticareti, kat'i olarak Osmanlı/ Cezayirlilerin iznine bağlı idi.

Güneş Kral (!) 16.LOUİS, bu hâkimiyeti azaltmak için iki teşebbüste bulundu. Cezayirde bir deniz üssü ele geçirebilirse, emeline az da olsa erişebileceği kanaatındaydı... 1664 yılında Beaufort Dukası emrinde, büyük bir Fransız donanması Akdenize açıldı. Hedef olarak CİCEL limanını seçtiler. O Cicel ki Barbaros Hayreddin Paşanın bir zaman ''Harekât Merkezliği''ni yapmıştı... Âni baskınla şehri işgal ettiler. Cezayir Yeniçeri Ağası, derhal kuvvet sevketti. Fransızlar toparlanmaya fırsat bulamadan, Cicel'i boşaltmak zorunda kaldılar. Çünkü kuvvetlerinin yarısı, cehennemi boylamıştı. Canlarını kurtarmak için başka çareleri yoktu.
1689 yılında ise Türkler, Viyana kuşatması ile meşgul iken; Mareşal d'Estree komutasında bir Donanma, Cezayir Limanını bastı. İki haftadan fazla, şehri bombardıman etti. Birçok câmi, ev, iskele, fener isâbet aldı. Beylerbeyi Mezamorta Hüseyin Paşa, derhal çekilmezlerse şehirdeki bütün Fransız esirleri öldürteceğini bildirdi.
Mareşal herşeye rağmen, karaya çıkmaya cesaret edemedi ve yakıp yıktıktan sonra ricat emrini verdi... İşte bu baskından sonra Cezayirliler, Akdenizde Fransız kayıklarına bile hayat hakkı tanımadılar... 19.'cu asır ortalarına kadar bu ''Louis Çocukları'' bir daha Cezayir'e ayak basmaya cür'et edemediler.