Kırk pâre Tekne ile, Cezayir semtine gider olduk. Yolda bir (kaba kacağa sığmaz) rüzgar, bizi önüne kattı.
Benzerd limanına, geç- hâl ile eriştik.
O zaman kendi kendime:
- Yâ İlah'el âlemin!... Sana malûmdur ki, şu günâhkar kulunun, buraya uğramak niyetim yoktu. Bizi bu tarafa iletmenin, kimbilir nice hikmeti ola. Sen hayırlısını müyesser eyle Yâ Rabbim. diye dua ettim.
Biz oraya girdiğimiz gece, Benzerd Ağası ve Kethüdası firar ile, Tunusa gitmişler.
Sabah olacak, Benzerd ahâlisinin ileri gelenleri, 5-10 pâre kayıkla Baştarda'ya (Amiral Gemisi) çıktılar. Kayıkları, kuş sütünden gayrısı ile, ağzına dek dolu idi.
Ahvâli hikaye edip, biat ettiler...
Benzerd Ağası da, Tunusa varınca; ahvâli ifade etmiş. O zaman, Tunus Beyinin aklı başından gitmiş:
- Şimden sonra, oldu bize olacak!...
deyip, Sahrâya kaçmış.
Tunus askerlei, Bey'in kaçtığını görünce; cümlesi toplanıp meşveret etmişler;
- Hayreddin Paşa evvelce, bu ocağa az iyilik etmedi. Lâkin şol Tunus Beyi, bu iyiliklerin kadrini bilmedi. En kötüsü de, Hayreddin paşa ile merhum Aüası ORUÇ Reis, din uğruna Cihad edüp; Becaye kalesinin fethi yakın iken barutları bitipte, bu tarafdan barut isteyince, vermemesidir. Bu iş, İslâma yakışır mıydı?
Bâhusus ki Hayreddin paşa, bugüne bugün, Şevketlû padişahın 3 Tuğlu bir Veziridir.
Bize ancak, itaat yakışır.
demişler.
Cümlesi bu fikri uygun bulup, bu mealde bir mektup yolladılar...