Muharebe, 6 Nisan günü başladı.
Büyük (Şahi) top, Besmeleyle gürledi... O zamana kadar duyulmamış bir ses, yeri- göğü inletti.
Fâtih ve mübârek Fetih ordusu, herçeyi ile muazzamdı. Plânlarını bizzat Pâdişah hazretlerinin çizdiği (Şahi Topların) dökümü, Macar asıllı (Urban Usta) tarafından gerçekleştirildi. Sadece doldurulması, iki saat sürüyordu. İşte köhne  Bizansın, asırlık surları ve sırları, bu toplarla dövülüyordu...
Mancınıklar taş- güllesi yağdırıyor, tirendazlar (okçular) ok savuruyor, lağım tünelleri kazılıyordu.

Ya Yeniçeriler, ya Sipâhiler, ya Azebler!...
Bizanslı tarihçiler bile onları, anlata anlata biteremezler. Hiçbir düşman silâhından korkmaksızın Sur dibine sokuluşları... Sonra, Şehâdet şerbetini içmeleri... Ondan da önemlisi, arkadan gelen Gâzilerin; cesedi orada bırakmadan götürmek istemeleri...
Öyle ki, bir arkadaş nâaşını götürebilmek için; bazan 4'ü, 5'i canlarını verirlerdi... diyorlar.
Kefere tarihçi nereden bilsin ki; ''Onlar, Ölü değildirler...''
Bu çarpışmalar, bir haftadan fazla sürdü.
Müdafilerin Başkomutanı Justiniani, büyük gayret gösteriyordu.
Fakat müstakbel Fâtih hazretlerinin, sakalındaki tek telin ''sırrını'' dahi bilemezdi.
(Cihan Sultanı) olmaya hazırlanan Padişah, 18 Nisan 1453 günü buyurdu:
- Ya ALLAH... BİSMİLLAH
Niyeti Gâzâ... Kastı Kâfir.
Bu emirle, ilk ''Umumi Hücum'' başladı.
Boğaz- boğaza çarpışma, gün attıktan çok sonralara; gece yarısına kadar devam eyledi...