Anadolu ve rumelinin bütün Mücâhid- Gâzileri, İstanbul önünde idiler. Timarlı Sipâhileri, Eyâlet Yayaları, Azepleri, Voynuk, yörük ve Humbaracılar, Lağımcılar, müsellimler, Kapıkulu Ocakları, yerlerini almışlardı.
Yabancı tarihçilere göre, 200-300 bin askerimiz mevcuttur. Feth-i Mübin'e iştirak eden Gâzi tarihçimiz (Dursun Bey) rakamdan bahsetmeye lüzûm bile görmemiştir.

Fakat 100 bin civarında ''Serdengeçti'' miz olması muhtemeldir.
İslâm- Türk âleminin her tarafından binlerce âlim, şeyh, derviş, pir ve ''ağzı dualı'' da gelmişlerdi. Bilfiil ''Gâzâya'' iştirak ediyorlardı. Akşemseddin, Molla Gürâni, Molla Fenari, Şeyh Sinan, sadece onlardan birkaçıdır... hepsi de bir ''Mübârek niyet'' için, hareket halindeydiler. Bir ''emri Peygamberiyi'' ifa etmek istiyorlardı...
Sultan Mehmed Hân, tedbirde ''kusur'' etmemeye dikkat ediyordu. bu sebeble görevleri taksim etti:
a) Zağanos Paşa ve kuvvetleri: Beyoğlu, Kasımpaşa, Ayvansaray Kapısına kadar olan kısmı zorlıyacaktı. Halicin kuzey ve güney sahilleri o'na aitti. Ayrıca Halice, bir de köprü kurması emredildi.
b) Rumeli Beylerbeyi Karaca Paşa: Ordunun sol kanadı olarak, Ayvansaraydan, Eğrikapıya kadar surları kuşatacaktı.
c) Anadolu Beylerbeyi İshak Paşa: Topkapı'dan Marmara sahilleri ve Mermer kuleye kadar olan yerleri muhasara edecekti.
d) En önemli bölge (Topkapı-Edirnekapı) arasını, bizzat padişah hazretleri kuşatacaktır. Yanında tabiatıyla, sadrâzam Çandarlı Halil paşa bulunmaktadır.
e) Mermer kuleden (yâni, kara surlarının bittiği yerden) Sarayburnu dönülerek, deniz kıyısındaki surlar da, Kaptanı Deryâ tarafından kontrol edilecektir. Baltaoğlu Süleyman Bey kumandasındaki, Osmanlı donanması, eğer Haliç zincirini geçebilirse; fetih çok kolaylaşacaktır. Fakat asıl muharebe, ''Haç ile HİLÂL'' arasında vuku buluyordu...