Bizans Elçileri ''Fetihden önce'' iki defa, Sultan Mehmed II. Hânı ziyaret ettiler.
İkinci, ''Cülûs'' Tahta geçmesini tebrik için geldiler...
İkincisinde: Sultan ''Sefer'' üzerindeydi. Karaman'a gidiyordu. Bu hasûd (hasetçi) din kardeşini, te'dib (edeblendirmek) istiyordu... Bizans Elçileri sırıtarak:
- Hayat pahalılığı çok arttı Sultanım!... bizim yanımızda misâfir (!) bulunan ''Şehzâde Orhan'' Beyin masrafları da çok arttı. O'nun tahsisatını biraz daha arttırmalısınız... dediler.
El altından ''Karaman'' Beyi ile de pazarlık ediyorlardı.
Müstakbel ''Fâtih'' hazretleri; her iki Elçilik Heyetine de, iltifat eyledi, yakınlık gösterdi!...
Çünkü ''Fetih'' hazırlıklarını tamamladığı şu günlerde, ihtiyar Bizans canavarını ürkütüp; yeni bir HAÇLI ordusuna ''Davetiye çıkarmak'' istemiyordu.
Karaman dönüşünde, gerekli tedbirleri aldı.
Önce, Bizansa gelen yardım yollarını kesmek lâzımdı...
a) Karadenizden gelecekler için, Güzelce-Hisarı (Anadolu Hisarı) kâfi değildi. Boğaz- Kesen (Rumeli) Hisarını yaptırmaya karar verdi.
b) Mora'da İmparatorun kardeşleri vardı. Orası ve Akdenizdekiler için, Turhan beyi görevlendirdi.
c) Bütün akıncı Beylerini, Avrupa üzerine saldı...
d) İstanbul'un dibindeki Galata ve Cenevizliler için ise, mütemedi Zağanos Paşayı münâsip gördü.
e) Muhasara başladıktan sonra ''Gemilerin karadan, Haliç'e indirilmesi'' de, düşünülen tedbirler arasındandır.
Herşeye rağmen, TAKDİR ALLAHIN'dır... Fakat bu ''Sefer'' İnşâ'Allah Takdir tedbir'e uyacağa benzemektedir...
İşçi ve Ustalar, Devleti Aliyye'nin (Osmanlı Devletinin) dört yanından geldiler... Sayıları 4.000 kadardı.
Fakat onlarla birlikte kendi bölgelerinden bir ''Görevli'' daha gelmişti. Bunlar kendi KADI'ları (Hâkimleri) idi ki, şu âna kadar dünyada görülmemişti.
Çünkü, müstakbel ''FÂTİH'' hazretleri buyurmuştu:
- Şu ''Boğaz- Kesen'' Hisârımız, adâlet üzre inşâ oluna... Suç ihmâl ve ihânetleri görülenler; derhal cezalandırıla... Lâkin gayret ve fedâkarlık edenlere de, ''İhsân-ı Şâhânem'' yetişe...
''Dâhi Pâdişah'', Hisarın plânlarını bizzat hazırlamıştı.
Çıplak kayalıklar üstüne, ''temel'' kurdurmuş; o vakte kadar bilinmeyen yepyeni bir ''tahkim'' yıpma usulü kullanmıştır.
1452 Mart ayında gelen Ustalar, yanlarında taş, kiremit, kum, kireç, ağaç ve keresteyi de birlikte getirmişlerdi.
Bu hayati önemi haiz ''Hisarı'' Devletin en yüksek rütbeli 4 görevlisi (padişah ve 3 paşa); 4 ayda tamamladılar.
Mübârek ''3 aylar'' girdiğinde, Recep (Ağustos) 1452 de Hisar; ''Boğaz kesmeye'' âmâdeydi.
400 Serden- Geçti, ilk Muhafızlar oldular...
10 Ekim 1452'de ilk TOP patladı. İzinsiz Boğazı geçmeye çalışan Venedikli tekne, denizin dibini boyladı.
Mücâhid Sultân hâlâ gülmüyor... Hâlâ geceleri, Fetih rûyâları'' görüyordu.
Ve bütün âlimler, hocalar, askerler, garibler, mü'minler, dua ediyorlardı.
Ve bu çalışma ve dualar; ''Feth-i Mübin'' e kadar devam edecektir...