Osmanlı devletinin kurucusu OSMAN GÂZİ, misafir kaldığı kayınpederi ŞEYH EDİBALİ'nin evinde, sabaha kadar Kur'ân-ı kerim'e ayakta tâzim eylemişti. Bu bağlılık sadece şekilde kalmış değildir. Allahü teâlânın Kitâbı'nın içindeki emirleri de aynen tatbike gayret etmiştir...
Kelâm-ı Kadim'e 6 saat ayakta hürmet etmesinin karşılığı olarak Cenabı Hak, Osman Gâzi'nin Devletini 6 asır ayakta tutmuştur.

İşte o kara Osman'ın farz ibadetlerden sonra en fazla sevdiği şey, âlimler, dervişler, fukara ve gariblerle birlikte olmaktı. Söğüt ve Domaniç'te, bayram ve kandil günleri kazanlar kaynar, yayıklar sallanırdı. O mübarek günlerde Osmanlı'nın bütün fakir ve muhtaçları ETLİ PİLAV, ve ayrana doyarlardı...
O'nun oğlu ORhan Gâzi, bu an'aneyi Bursa'da devam ettirdi. Yeşil belde fukarası, Orhan Gâzinin adâlet ve cömertliği ile korunur ve kollanırdı. Her ayın ilk Cuması büyük ziyafet verilir ve sadakalar dağıtılırdı...
O'nun oğlu ORHAN Gâzi, bu an'aneyi BURSA'da devam ettirdi. Yeşil Belde fukarası, Orhan Gâzi'nin adâlet ve cömertliği ile korunur ve kollanırdı. Her ayın ilk Cuması büyük ziyafet verilir ve sadakalar dağıtılırdı.
O'nun oğlu HÜDÂVENDİGÂR Sultan MURAD Hân'ı veli olduğuna, kendi askerleri şahitlik etmişlerdir. İşte o mübarek zât da, dedelerinin âdetini devam ettirmek ve daha ileri götürmek için, himmetde kusur etmemiştir. Her Cuma günü Devleti Aliyye'nin müslim, gayri müslim bütün garib ve muhtaçları, yeni kurulan İMARETLER'e devam etmişlerdir. Koca Hüdâvendigâr bizzat, fukaraya elleriyle yemek ikramını çok severdi.
O'nun oğlu Yıldırım Gâzi, Edirne ve Bursa'daki İMARETLERDE hergün muntazaman aç ve muhtaçları doyururdu.
Bugün bile SÖĞÜT'te, senede birgün, bu güzel an'ane devam etmektedir... Siz de hiç gitmedinizse, gelecek ekim tarihinde SÖĞÜT'te buluşalım İNŞAALLAH.