Sultan Murad Hân bir gün, gezmeye çıktı...
Köprü başında gördü ki, bir Derviş durur. Yakın gelince Derviş!
- Hey Padişâhım!...
Tevbeye niyetlen ki, vâden yakındır...
Hünkâr yanındaki, İshak Beye sordu:
- Şu Dervişi bilir misin? Kimlerdendir? İshak Bey:
- Beli sultânım!... Bursada, Emir sultan müridlerindendir.
Bunun üzerine Kutlu padişâh, yanında bulunan Saruca Paşaya döndü:
- Baka Saruca!... Yarın (Rûzu Mahşer'de) Şâhidim ol...  İşte, bütün günahlarıma TEVBE ediyorum...
dedi. Tevbe-i nasûh işledi. Defaatla tekrar eyledi.
Dervişe ve Dergâhına, çok ihsâlarda bulundu.
Yürüyerek Sarayına girdiği gibi, başına da bir ağrı girdi...
Vasiyetnâmesini yazmıştı. Çandarlıyı, vezir etmişti. Oğlu Mehmeti (Fatih) Vekil eylemişti.
Üç gün yattı...
O gün ki, Muharrem ayının 1'i idi. Allahın rahmetine vardı. (3 Şubat 1451)
MURAD HÂN'ın babası da Mehmed, oğlu da Mehmed idiler.
Gâzâları, Cihâdı pek çoktur. Bu fakir Âşık, çoğunu gözlerimle gördüm. Velâkin, ihtisar eyledim. (özetledim) O Hazretin menâkıbını (menkıbelerini, tarihini) yazdırana, yazan Fakire, okuyana, dinleyene Rahmet eyle, ''Ey Alemlerin Rabbi''... Amin.