Kadı, Hünkâr Fâtih'in elini öptü. Sonra da dedi ki:
- Devletli sultanım!...
Şu Enez kâfirleri yüzünden, hâlimiz harabtır.
İpsala ve civarında, rahat vermezler... Esirlerimize bile huzur yoktur. Çalıştırmazlar. Ziyâde söylenirse, kendilerini de esir ederler.
Hem bu Enezliler İstanbul Tekfûrunun kavmindendirler. Padişah dahi dedi:
- Molla!...
Hak Teâlâ, kolay getire, İnşa'Allah...
Sonra ''Has'' Yunus'u çağırttı:
- Bre Yunus!...
Tezce iskeleye git. Reislere haber eyle.
Azeblerle, 10 pâre ''iyi'' tekne düzün (donatın)... İyi hazırlanın. Sonra varın, Enez'in limanına girin. Ancak kimseye birşey bildirmeyin. İşte biz dahi karadan İpsala'ya niyetlendik...
Padişah dahi, bu tarafdan yürüdü. İpsala'ya vardı. Enez Tekfûru gördü ki, karadan ve denizden müslüman-Türk geldi. Yanındaki kâfirlere dedi ki:
- Osmanlı, bizi esir etmek ister.
Hemen malını, avradını, oğlunu ve güzel kızını alıp, doğru Hünkar'a getirdi. ''Aman'' diledi.
Padişah dahi ''dirlik'' ve ''aman'' verdi.
Nice kiliseleri ''Mescid'' eyledi. Çanlık'larını bozdurdu.