Acem ülkesinden bir ''Bilgin'' geldi. Adına ''Fazlı'' derlerdi. Sultan II. Murad Hân'a yakınlaştı. Sonunda Vezir oldu.
Beytullah'a her yıl, gene akçe gönderiliyordu.
Padişâh, Vezir Fazlı'ya dedi ki:
- Molla yeğen, hacca niyet etmiş. O parayı götürüp Kudüs, Mekke, Medine ve halilür'Rahman fukarasına taksim eyleye... Fakat Hazinede, kâfi akça bulunamadı. Çandarlı Halil paşadan ödünç aldılar. Padişâh:
- Halil!... Bu verdiğin, helal para mıdır?
diye sordu. O da:
- Babamdan kalan miras paradır Sultanım...
dedi.
Vezir Fazlı gördü ki, padişahın zaman zaman akçaya ihtiyacı olur. dedi ki:
- Devletli Sultanım!...
Padişahlara, Hazine gereklidir. Destûr buyurursan, toplıyalım...
- Nasıl toplarsın?
- Milletin çoğu ''zekâtlarını'' tam olarak, Hazineye vermez. Zorla alalım.
II. Murad Hân gazaplandı:
- Bre vezir!...
Zekât ve sadaka, yoksulların hakkıdır. Biz zekât yemeğe müstehak mıyız ki, zorla alalım?... Var git işine...
deyip, yanından uzaklaştırdı.