Sultan Çelebi Mehmed devrine kadar, iki Samsun vardı: ''Müslüman Samsun'' ve Gâvur Samsun...
Bu ikisi cenk eder dururlar idi.
Bir gün sultan Mehmed'e haber geldi ki:
- Gâvur Samsun yanmış yahut ki yıkılmış. Gâvurlar, gemilere binip savuşmuşlar...
Mehmed Hân buyurmuş:
Rumeli Beylerbeyi varıp, Samsun'u teslim ala...

Fermân Sultanımındır...
deyip, Gâvur Samsun'u tesellüm eylemiş.
Velâkin Müslüman Samsun dayatırmış. İçindeki İsfendiyaroğlu:
Padişah gelmeden, kimseyle anlaşmam. İsterseniz cenk edelim.
demiş.
Çelebi sultan önce Merzifon'a, oradan da Samsun'a geçmiş.
İsfendiyaroğlu huzuruna çıkıp, yüz sürmüş;
- Bütün ülkem, Devletlû Sultanımındır...
deyip, anahtarları teslim eylemiş.
Rumeli Beylerbeyi Hamza Bey, dayanamayıp sormuş:
- Be hey İsfendiyaroğlu!...
Bizi uğraştırdın durdun. Hünkâr gelince, savaşsız Hisar'ı teslim eyledin. Bunun hikmeti nedir?
- Birincisi: Osmanoğlu Hânedanı, ''veren el'' dir. Umulurki, bizi boş çevirmez.
İkincisi: Bizim geçimimiz ''Gâvur Samsun'' yüzünden idi. Mâdem ki o, sizin oldu. Bizim de mâişetimiz, size geçti.
Hisarı size vermek vâcip oldu.
Gerçekten Çelebi sultan, birçok ihsanlarda bulunarak İsfendiyaroğlu'nu memnun eyledi.