I. Murad Hân Gâzi ordu hazırladı ki, yer götürmez... Yürürlerken toprak sallanırdı.
Niyetlendi ki, sırbistanı tamam zaptede.
Sırp Kralı duyunca, aklı başında gitti. Elçi yolladı. Armağanlar sundu. Ve dahi:
- Gelip, Câriyenizi alın. Kızımın işte ''çehizi'' tamam oldu...
diye haber saldı.

Paşalar, Vezirler, Murad Hân'a:
- Kızı almak gerek, sultânım!...
dediler. Hünkâr da:
- Tedâriki neyse, görüle!
dedi.
Üsküpten, İshak Beğ'in hâtununu gönderdiler. Kapı'dan, hadım Reyhan Ağayı gönderdiler. Özbek Ağayı, da gönderdiler. Bunlar hayli adamla, Semendireye vardılar.
Birkaç günlük yol kalınca, sırp Kralı kendi ''hatûnlarını'' karşıcı yolladı. Dünürlere çok saygı gösterip, konukluklar etti. Semendire'de çok iyi bir şekilde ağırladılar.
Kız çehizinin, defterini yazmışlar. O defteri, Özbek Ağaya verdiler. Sırp kralı:
- Bu çehizi, öz kızıma vermedim. Hünkâra verdim. Dilerse, öbür câriyelerine dağıtsın!...
dedi.
Ağalar alayla, kızı Edirne Sarayına getirdiler.
Hünkâr ona düğün yapmadı.
- Bir atlı kâfirin kızına düğün ne gerek!
dedi. Çehiz meselesini duyunca:
- Bizim câriyelerin neyi eksik ki, onun çehizini dağıtalım.!
dedi. hiçbir şeyini kabul etmedi. Hepsini kıza verdi. Bir zaman sonra, yeni gelini Bursa'ya yolladı. Kendi özü, Edirne'de kalıp Cihâd'a çıktı...