Vakta ki Germiyanoğlu ihtiyarladı. Oğlu Yakup beği çağırdı:
Oğul!... dedi. Dilersen ki, beğliğin devam ede; Osmanlı ile birlik ol!.. Kız kardeşinin birini, Bayezid Beğe verelim...
Oğlu kabul etti. İshak Fakı'yı elçi ettiler. O da ''Denizlinin nazik bezlerini'' hediye edip Murad Han'a Elçilik görevini yaptı:
- Dilersen kızımızı, oğlun Bayezid Beğe nikah edelim. Çehiz olarak da Kütahya, Tavşanlı, Simav hisarlarını karara bağlıyalım... dedi. Murad Gâzi dahi kabul etti. Söz sağlama bağlandı.

Hazırlıklar bitti...
Dâvetçi gönderdiler. Karamanoğlu, Hamidoğlu, Menteşoğlu, Saruhanoğlu, Kastamonu'da İsfendiyaroğlu ve Mısır Sultanı dahi okundular...
Sonra ''DÜĞÜN'' başladı...
Etrafın Beğleri ve Elçileri geldiler. Ağır hediyeler getirdiler. Cins Atlar, katarla Develer, İpek, Altın ve yük yük armağan taşıdılar.
Her kişi, âdet üzere hediyesini sundu. Mertebelerine göre oturdular. Mısır sultanı'nın Elçisine, diğerlerinden üstün yer gösterdiler.
Sonra izin verildi. Kendi Sancak Beğleri geldiler. Hediyelerini arzettiler. Gazi Evrenos'unki  hepsinden ileri oldu. Yüz esir ve yüz câriye, ellerinde tepsilerle altın, gümüş, mücevher taşırlardı.
Elçilerin cümlesi hayrette kaldılar. Bu Murad Hân'ın bir Beği ki, bunca ağır hediye getirir!..
Murad Han Gâzi ki, cümlesinin Beğidir. Evrenosun getirdiklerini, Elçilere taksim eyledi. Onların getirdiği atları da Evrenosa bağışladı. Kalanını, âlimlere ve gariblere dağıttı. Bir nicesi bu düğüne fakir gelip, zengin gitti...