- Gidenimiz gitsin, duranımız dursun!... dediler. Orhan Gâzi de kabul etti.
İznikliler, gene:
Yanlız bizimle bir antlaşma yap ki, askerlerin ahalimizi kırmaya... Size İznik Kalesini bırakalım! dediler. Orhan Gâzi, bunu da kabul eyledi... Çünkü (Yiğitlik, Gâzâların en hayırlısıdır) derlerdi...

Tekfuru İstanbul kapısından çıkardılar. İsteyenler birlikte gitti., isteyenler kaldılar. Tekfurun yanına asker verdiler... İstediği yere ulaştırdılar.
Tekfur çıkınca, Orhan Gâzi de Yenişehir kapısından İznik'e girdi... Kapının iç tarafında çok güzel bir bahçe vardı... Hân Gâzi oraya vardı.
Şehrin seçme kâfirleri karşıladılar...
Sanki öz Padişahları ölmüş de; yerine oğlu, Tahta geçiyormuş gibi, tören yaptılar.
Nedense kadınlar çokluk geldiler.
Orhan Gâzi:
- Bunların erkekleri hani?
diye sordu.
- Kırıldılar. Kimi savaştan, kimi açlıktan!... dediler.
- Gâziler, bunlardan istediklerini, gönül rızasıyla nikâhlasınlar...
Öyle yapıldı. Şehirde mâmur evler de vardı. Bunlar dahi, evlenen gâzilere dağıtıldı.
Orhan Gâzi'nin devamlı yiğitliğini gören bir nice kâfir, Müslümanlıkla şereflendi.