Osmanlı Devleti'nde Yenileşme Hareketleri

Osmanlı'da Yenileşme Hareketleri

Osmanlı Devleti, Tanzimat döneminde Batı’nın ilim, fen, sanat, imar vb. araçlarında bulduklarından faydalanmaya çalışır. Aslında Osmanlı, 15-17. yüzyıllarda ileri seviyededir. Batı yıllarca Ortaçağın karanlık dünyasını yaşarken; Osmanlı için böyle bir durum söz konusu değildir. Batı’nın Doğu’nun zenginliklerini elde etme çabaları ve Haçlı Seferleri Batı’ya yön çizer. Avrupa devletleri zamanla bilim, teknoloji ve askeri alanlarda üstünlük kurmaya başlar. Osmanlı devlet adamları durumu fark ettiğinde Osmanlının aleyhine bir dünya vardır artık. Sultan Üçüncü Ahmed Han döneminde Avrupa devletleri ile siyasi ilişkiler kurulur. Yirmisekiz Mehmed Çelebi, Paris’e gönderilir. Daha sonra matbaa kurulur. Ayrıca, orduda, eğitimde, bilim ve teknolojide, sağlık vb. raporlar hazırlanır. Sultan Birinci Mahmud, Sultan Üçüncü Mustafa, Sultan Üçüncü Selim ve İkinci Mahmud Han zamanlarında önemli yenilikler yapılır. Yeniçeri Ocağı kaldırılır, yerine Asakir-i Mansure-i Muhammediyye adı ile yeni bir ordu kurulur. Ordunun talim ve terbiyesine önem verilir. Mühendishane-i Bahri-i Hümayun kurulur. Tıbhane-i Amire ve Cerrahhane açılır.

Osmanlının özellikle son üç asrına baktığımızda hep sorun-çözüm-ıslah sözcüklerinin telaffuz edildiğini görürüz. Kanunnamelerin çıkarılması, ordunun Batı normlarına göre ıslahı, ilim ve teknikteki ilerlemeler ve sosyal alanda yapılan yenilikler toplumun her kademesine dinamizm vermek içindir. Osmanlı’da bir süre devam eden dinamizm, zamanla kaybedilir. 17. yüzyılın başlarından itibaren, devlet problemlerin teşhisinde ve giderilmesinde kayıtsız kalmaz. IV. Murat’ın faaliyetleri, özellikle Köprülü ailesinin uygulamaları önemli hamleler olarak görülür. Bu teşebbüslerle, 19. yüzyıldaki hareketlerin mahiyeti farklıdır. Bu yüzyılda yapılan ıslahatlarda Batı’dan geri kalınma endişesi ön plana çıkmazken Tanzimat ve Islahat dönemlerinde yenilikler dünyadaki değişimler dikkate alınarak yapılır. Bunlardan başka, modern limanların yapılması, deniz, demir ve karayolları arasındaki bağlantıların daha sıkı hale getirilmesi, telgrafın geliştirilmesi, ticaretin canlandırılması ve diğer yapılanmalar ülkenin gelişmiş toplumlara yaklaşmasını sağlar. 17. ve 18. Yüzyıllardaki geri kalmanın sebebi olan bilgi ve teknolojik yetersizlik, Osmanlının bütün kurumların geri kalmasına sebep olur. Böyle bir durumdaki devleti kısa sürede modernleştirmek tabii ki kolay değildir. Buna bir de 19. ve 20. yüzyıllardaki savaşlar ve Batı’nın sömürgeleştirme faaliyetleri eklenince yenileşmenin istenilen düzeye gelmesi mümkün olamaz.

                                                                                               Yrd. Doç. Dr. Mustafa KARABULUT