Birçok tarihci, insanlık tarihini başlatan olay olarak yazının icadını gösterir. Ancak yazının icadı kadar onun yaygın olarak kullanılmaya başlanması da önemlidir. Bilinen en eski yazılı metinler Sümer uygarlığına aittir. Sümerler, sayıları, adları ve birtakım nesneleri simgeleyen 1200 karakterlik bu ilk alfebeyi, kil tabletlerin üzerine çivilerle yazmıştır. Yerleşik hayata geçmenin bir sonucu olarak ortaya çıkan yazı, o dönemlerdeki haliyle pek pratik olmadığı için yaygınlaşmamıştır.

Sümerlerden sonra yazıyı ilk kullanan millet Çinliler olmuştur. Çinliler yazı yazmak için önce tahta levhaları, ardından da ipek kumaşları kullanmıştır. Artık kil tabletlerin yerini kolay tanışanabilecek malzemeler aldığı için yazının yaygınlaşması da mümkün hale gelmiştir. Ancak yazının herkes tarafından kullanılabilir hale gelmesini sağlayan en önemli buluş mürkekkebin icadı olmuştur.

Mürekkebin icadı...

Mürekkep, MÖ 2697 yılında, Çinli filozof Tien-Lcheu tarafından bulunmuştur. Önceleri taşlara kazınmış hiyeroglifleri siyahlaştırmada yararlanılan mürekkep, daha sonra başka amaçlarla da kullanılmaya başlanmıştır. Yine aynı tarihlerde Mısırlıların da mürekkep kullandığı bilinmektedir. Asurlular, Mısırlılar, hatta Yunanlardan kalma, pişirilmiş toprak levhalar veya taş üzerine yazılmış pek çok yazıt günümüze kadar ulaşmıştır. Mısırlıların yeraltı mezarlarında da, siyah ve kırmızı mürekkeple yazılmış papirüsler bulunmuştur. Bu elyazmalarında tüy kalemlerin kullanıldığı sanılmaktadır. Yunanlar ile Romalılar da düşüncelerini yazı halinde ifade etmek için mürekkep kullanmıştır. Hatta Plinius, Marcus Vitrunius Polio ve Dicskoridesin eserlerinde mürekkep formülleri yer almaktadır.

Mürekkebin icadının en önemli sonuçlarından biri de insanoğlunun kâğıtla tanışması olmuştur. Eski Romalılar, Yunanlılar, Mısırlılar ve İsrailliler yazı yazmak için papirus bitkisinden ya da hayvan derilerinden yararlanmıştır. Bilinen en eski papirus kâğıdı ise MÖ 2000 yılına aittir.

Mürekkep, önceleri çok zahmetli birtakım işlemlerin sonucunda elde ediliyordu. Mürekkep yapmak için çam ağaçlarının yakılmasıyla çıkan dumandan elde edilen is, gaz yağı, misk (bir çeşit güzel kokulu madde) ve eşek derisinden elde edilen bir tür jelatinimsi maddenin karıştırılması gerekiyordu. Çinlilerden sonra başka ulusların insanları, bazı bitki ve minerallerden elde ettikleri doğal boyaları da karışıma ekleyerek mürekkebin gelişimine katkı yaptı. MS 400lü yıllara gelindiğinde ise, daha sonra yüzyıllar boyunca kullanılacak mürekkep formülü bulundu. Bu formüle göre, mürekkebe demir tozu, meşe palamudu tozu

ve reçine gibi maddeler katılıyordu.

Bu çağlarda yaygın olarak siyah mürekkebin kullanılmasına karşın, değişik renklerde mürekkepler de yapılmaktaydı. Bazı parşömenlerde baş harflerin erguvan rengi (temel maddesi zencefre, civa sülfür ve kantaşı) mürekkeple yazıldığı görülür. Bizanslılar ise kutsal addedtikleri kırmızı mürekkebi sadece imparatorluk yazışmalarında kullanmışlardır. Hatta kırmızı mürekkebin özel yazışmalarında kullanılması yasaklayan fermanlara bile rastlanmıştır. Ortaçağ elyazmalarında ise altın ve gümüş yaldızlı çeşitli mürekkeplere rastlanılır.

Yeniçağda ise çok çeşitli ve renk renk mürekkepler ortaya çıktı. Daha sonra dolmakalem mürekkebi, kopya mürekkebi, marka mürekkebi, tipografi, litografi baskılarda kullanılan yağlı, altın, gümüş, bronz yıldızlı matbaa mürekkepleri de yapıldı.

Matbaa mürekkepleri

Matbaa mürekkeplerinin yapım usulleri uzun süre gizli tutuldu. Her matbaacı mürekkebini kendi yapıyordu ve mürekkep formülleri meslek sırrı olarak saklanıyor; ancak usta çırak ilişkisiyle öğrenilebiliyordu. Ancak 1818 yılında Fransız matbaacısı Pierre Lorilleux ilk mürekkep fabrikasını kurdu ve yaptığı mürekkepleri diğer matbaalara satmaya başladı. Mürekkepte seri üretime geçilmesi matbaacılıkta da bir devrim yarattı.

Bugün, baskı usullerine göre değişen, birbirinden çok farklı mürekkep türleri var. Fakat bunların hepsinde, renk veren katı bir madde veya pigment ile bu pigmentin karıştırıldığı bağlayıcı veya eritici bir akışkan bulunmaktadır. Klasik eski mürekkeplere yağlar ve yağlı vernikler katılırdı; bugün de kısmen sentetik verniklerden faydalanılmaktadır. Yeni baskı usulleriyle bulundukça mürekkeplerin içindeki maddeler ve mürekkeplerin özellikleri de değişmektedir.

Görünmez mürekkepler

Bazı mürekkeplerde ise, ancak belirli bir etken karşısında renk veren bir madde bulunur. Bu tip mürekkepler genellikle devlet sırlarını saklamak veya savaş durumlarında gizli bilgileri iletmek için kullanılan görünmeyen mürekkeplerdir. Herkes tarafından okunması mümkün olmayan bu mürekkeplerin tarihi de en az normal mürekkepler kadar eskidir. Savaş dönemlerinde gizli bilgi aktarmak isteyenler her zaman görünmez mürekkeplere başvurmuştur. Bizanslı Philomenes meşe yazısından elde edilen bir gizli mürekkepten söz etmiştir. George Washington ile Kont Rumford da yazışmalarında bu mürekkebi kullanmıştır.

Gizli mürekkeplerin formülleri onları kullananlar kadar çeşitlidir. Kobalt Klorür, nitrat, sülfat ve asetat tuzlarının sulu çözeltileri hafif pembe renklidir. Seyreltik çözelti ile kaba kâğıtlara ya da kumaşlara yazılan yazılar kolay görünmez. Ancak 100 ile 120 derece arası sıcaklığa kadar ısıtılırsa bu tuzlar bağladıkları su moleküllerini bırakır ve güzel mavi renkli yazılar ortaya çıkar. Renksiz demir üç sülfat çözeltisi ile yazılmış yazılar potasyum ferro siyanüre batırılmış bir bezle hafif silinirse ünlü Prusya mavisi rengi gözlenir. İşlem sodyum karbonat ile yapılırsa yazı kahverengi olur. Kurşun asetat çözeltisiyle yazılan görünmez yazılar kükürtlü hidrojen gazına tutulursa simsiyah harfleri rahatça okuyabilirsiniz. Fenolfttalein ile yazılmış yazı amonyak buharı ile açığa çıkar. Kimi yazılar ise ancak birkaç ara işlemden sonra okunabilir.

Elektronik mürekkep

Mürkkep, ilk bulunduğu günden bu yana teknolojinin de yardımıyla sürekli gelişti. Ancak Ancak 1998 yılına kadar bu alanda görünen bütün gelişmeler bildiğimiz geleneksel mürekkebin daha dayanıklı, daha canlı, daha renkli ve daha kaliteli yapılması yönünde oldu. 1998 yılına gelindiğinde ise, ABD kökenli bir firma sayfa üzerinde şekil ve renk değiştirebilen elektronik mürekkep icad ettiğini açıkladı. Bu, mürrekebin ve hatta yazının tarihinin bile yeniden yazılmasını gerekli kılacak kadar önemli bir buluştu.

İlk etapta basın ve reklam sektörünün işine yaraması beklenen bu müthiş buluş, Massachusetts Teknoloji Enstitüsü (MIT) araştırmacılarından Joseph Jacobson ve arkadaşlarına aitti. E-Ink diye anılan elektronik mürekkep, tıpkı klasik mürekkep gibi sıradan zeminler üzerine basılabiliyordu. Farkı ise elektronik mürekkebin istenmesi halinde şekil değiştirmesiydi.

Elektronik mürekkep nasıl çalışıyor?

Elektronik mürekkebin içinde şeffaf ve büyüklükleri ancak saç kalınlığında olan minicik toplar yer alıyor. Bu şeffaf kürelerin içinde ise boya partikülleri bulunuyor. Bu partiküller elektrik verilmesi halinde şeffaf kürelerin içinde hareket edip yer değiştiriyor. Bu partiküllerin hareketini kontrol ederek basılı yazı ya da şeklin değiştirilmesi mümkün oluyor.

Elektronik mürekkep, merkezi ABD'nin Cambridge Kenti'nde olan E-Ink Şirketince pazarlanıyor. Bu yeni teknoloji, ilk aşamada reklamcılık sektöründe kullanılmaya başlandı. Ancak içeriği yenilenen elektronik kitap ve gazetelerin gerçekleşmesi için birkaç yıl daha var. Bu sayede gelecekte kitapseverler, internete girerek ellerindeki elektronik kitaba başka bir roman yükleyip, okuyabilecek.