Ülkemizin yaklaşık % 27,64'ü ormanlarla kaplı olup bu ormanların büyük çoğunluğu kıyı kesimlerinde yer almaktadır. Ormanlar, ağaçların bir örtü oluşturduğu alanlardır. Ağaçlar, yapraklarının özelliklerine göre iğne ve geniş yapraklı olmak üzere iki gruba ayrılır. Bazı kesimlerde geniş ve iğne yapraklı ağaçlar bir arada bulunarak karışık ormanları oluşturur. İğne yapraklı ağaçlar yıl boyunca yeşilliklerini korur. Bu gruba kızılçam, karaçam, sarıçam, göknar, sedir, ladin ve servi gibi ağaçlar girmektedir. Kışın yaprağını döken geniş yapraklı ağaçların en yaygın türleriyse; meşe, kayın, gürgen, kestane, kızılağaç, kavak, ıhlamur, akçaağaç ve dişbudaktır.

Orman ve Ağaç Türleri hakkında daha fazla bilgi için Türkiye'deki Ağaç Türleri ile ilgili sayfamıza bakınız...

Bilgi Notu
Ormanlarımızda az da olsa büyük ve yaşlı ağaçlar görülmektedir. Anıt ağaç olarak adlandırılan bu ağaçlar koruma altına alınmıştır. Mersin-Çamlıyayla'da bulunan Türkiye'nin 1100 yaşındaki en yaşlı ardıcı, Elmalı-Çıklıkkara sedir ormanındaki 1000 yaşında olan ambar katranı, Çanakkale-Behramkale'deki palamut meşesi bunlara örnektir.

Maki; Akdeniz ikliminin görüldüğü yerlerde, kızılçamların tahrip edildiği kıyı kuşağında geniş alanlar kaplayan, daima yeşil kalan, bodur ağaç ve çalılardan oluşan bitki örtüsüdür. Genellikle 1-3 m boyunda olan bu ağaç ve ağaççıkların yaprakları kalın, sert, cilalı veya keçe gibi tüylüdür. Makiyi oluşturan başlıca bitkiler; yabani zeytin, mersin, keçiboynuzu, kermez meşesi, sandal, koca yemiş, defne, sakız, menengiç, zakkum, tesbih ve akçakesmedir.

Akdeniz ve Ege kıyılarında makilerin tahrip edildiği, toprağın inceldiği alanlarda genelde diz boyu yüksekliğinde dikenli çalılardan oluşan bitki toplulukları görülür. Garig adı verilen bu bitkilerin başlıcaları; lavanta çiçeği, diken çalısı, süpürge çalısı, laden, yasemin ve fundadır. Karadeniz kıyılarında da ormanların tahrip edildiği yerlerde çalılara rastlanır. Bunlara “yalancı maki (psödomaki)” denir.

Kurak ve yarı kurak bölgelerde, ilkbahar yağışlarıyla yeşeren ve yaz kuraklığının etkisiyle sararan ot topluluklarıdır. Bozkırlarda görülen yaygın ot türleri; geven, koyun yumağı, üzerlik, çakırdikeni, yavşan otu, gelincik, sığır kuyruğu, kılıçotu, çayır üçgülü, peygamber çiçeğidir. Ülkemizin önemli bir bölümünde bozkırlar yer almaktadır. Fakat bu alanların hepsi doğal bozkır değildir. İç kesimlerde insanlar tarafından ormanların tahrip edilmesiyle oluşan bozkır alanları da vardır. Bunlara antropojen bozkır adı verilir.

Tarihçiler, 1402’de Timur ile Yıldırım Bayezit’in Çubuk Ovası’nda yaptıkları Ankara Savaşı’nda Timur’un fillerini ormana gizlediğini ve savaşın en kızgın anında bunları ortaya çıkararak savaşta üstünlük sağladığını anlatmaktadırlar. Bu olay gösteriyor ki 1402’de Ankara ve çevresinde, fillerin gizlenebileceği kadar büyük orman alanları bulunmaktaydı. Bugün aynı yerde çalı dahi bulmak zordur.

Konu İçin Ara Değerlendirme Sorusu: Bu durumun nedenlerini ve sonuçlarını tekrar gözden geçiriniz.

İlkbaharda yeşerip yaz boyu yeşil kalan, bozkırlardan daha gür ot toplulukları çayır, dağ çayırı veya alpin çayır olarak adlandırılır. Bunlar, Erzurum-Kars çevresindeki yüksek plato alanlarında, Kuzey Anadolu Dağlarında, Toroslarda ve ülkemizin doğusunda yer alan yüksek dağlarda görülmektedir. Yaz aylarında yeşil olan çayırlar, kış aylarında kar altında kalır. Dağ çayırlarını oluşturan başlıca ot türleri; geven, yumak, tarla sarmaşığı, düğün çiçeği, sarı çiçekli orman gülü, mine, kar çiçekleri, kardelen, taşkıran, yıldız ve çayırdır.