Zirve ve Düşüş

Çıkarttığı yasalardan dolayı Kanuni unvanıyla anılan I.Süleyman 46 yıl padişahlık yapmıştır. Babası Yavuz Sultan Selim’in ölümü üzerine 1520 tarihinde tahta geçen Kanuni 1566 tarihindeki Zigetvar seferi sırasında ölmüştür. Saltanatı boyunca hem batıya hem de doğuya yaptığı 13 seferi vardır, bu açıdan padişahlar arasında en fazla sefer yapan padişah olarak bilinir.

Bu dönemdeki gelişmeleri kısaca şu şekilde sınıflandırarak ele alabiliriz.

Batıdaki Gelişmeler

16. Yüzyıla gelindiğinde, iki yüzyıldır yaşanan gelişmeler doğrultusunda Osmanlı’nın bambaşka bir Avrupa’yla karşı karşıya olduğunu görürüz. 15 ve 16. yüzyıllarda Avrupa’da değişime neden olan Coğrafi keşifler, Rönesans ve Reform, birçok açıdan Avrupa’nın çehresini değiştirmiştir.

16. Yüzyılda Avrupa’da artık küçük krallıklar ve prenslikler yerlerini büyük krallıklara ve güçlü devletlere bırakmışlardır. Bunlar içerisinde Macar Krallığı, Fransa, İspanya, Portekiz, Venedik, Kutsal Roma-Germen İmparatorluğu ve ona bağlı durumdaki Avusturya Arşidüklüğü, Osmanlı’nın dış politikaları açısından önemli devletler olmuşlardır.

Kanuni döneminde Osmanlı’nın yüzünü yeniden Balkanlar’a çevirdiğini, Fatih zamanından sonra duran Batı’ya doğru ilerlemenin yeniden canlandığını görürüz. Fatih döneminde Sırbistan ve Romanya Osmanlı topraklarına katılınca Osmanlı Macarlarla komşu olmuştu. Macarlara karşı düzenlenen bir kaç sefer dışında Osmanlılar henüz Macarlarla ciddi bir çatışma yaşamamışlardı. Babasının doğu seferlerini yeterli bulan Kanuni ilk dönemlerini tamamen Batı’ya yönelik ilerleme stratejisi üzerine kurdu. İlk hedef elbette ki Macaristan’dı. Yeni padişahın bu politikasına karşı Macarlar, diğer Balkan halklarının tersine Katolik olduklarından, kendileri gibi Katolik olan Avusturya ile Osmanlı’ya karşı ittifaklar yapmanın yollarını aradılar. Bu yüzden Kanuni döneminde Osmanlıların Balkanlar’daki en büyük rakibi Avusturya olmuştur. İki ülke arasındaki mücadele coğrafi konumu gereği Macaristan toprakları üzerinde yoğunlaşmıştır. Macaristan bu iki devlet arasında bir türlü paylaşılamamış, sınırlar sürekli değişmiştir. Kanuni döneminin önemli siyasi olayları şöyle sıralanabilir:

  • Belgrat’ın fethi (1521) Tuna nehriyle rahatlıkla ulaşılabilen bu kent bundan sonraki Avrupa seferlerinde üs olarak kullanıldı.
  • Mohaç Savaşı: (1526) Macarlarla yapılan bu savaşı Osmanlılar kazandı. O zamanlar Macarlar Osmanlı’nın Avrupa’daki en güçlü rakiplerinden biriydi.  Bu savaş üzerine Macar Krallığı Osmanlı himayesine girdi.
  • Viyana Kuşatması (1529) Viyana önlerine kadar varan Osmanlı kuvvetleri bu şehri alamadı.
  • 1533 İstanbul Antlaşması: Bu antlaşma Avusturya ile imzalandı. Macaristan’ın devreden çıkması ile Avrupa içlerindeki en kuvvetli rakip durumuna Avusturyalılar girmişti Bu antlaşmadan önce uzun yıllar birbirleriyle mücadele etmişlerdi. Mücadelenin esas neden Macaristan idi. Avusturyalılar da  Osmanlarda Macaristan üzerinde hak iddia ediyorlardı. Bu antlaşmaya göre  Macaristan’ı yöneten Osmanlı yanlısı Kralı Avusturya tanımak durumunda kaldı ve ayrıca Avusturya Arşidükü (kralı) Osmanlı sadrazamıyla eşit sayılmıştır.
  • 1541 Macaristan’ın merkeze bağlanması: Osmanlı egemenliğini kabul etmeyen ve sürekli ayaklanan Macaristan imtiyazlı eyalet statüsünden Budin Eyaleti adıyla merkeze bağlı eyalet statüsüne geçirilmiştir.
  • 1566 Zigetvar seferi: Kanuni’nin son seferidir ve bu sefer sırasında ölmüştür.

Kapitülasyonlar

Kanuni Dönemin en önemli özelliklerinden biri de Batıyla geliştirdikleri ilişkilerdir. Macaristan, Kutsal Roma-Germen İmparatorluğu ve Avusturya ile bu gelişmeler yaşanırken, Fransa ile dostluk ilişkileri kurulmaya çalışılmış, böylece Hıristiyan birliğinin kurulmasına engel olunmaya çalışılmıştır. Fransa o sırada Kutsal Roma Germen İmparatorluğu ( Almanya)  ile mücadele ediyordu. Bu mücadele Osmanlılar ile Fransızları birbirine yakınlaştırmıştır. Sonunda da Fransızlara çeşitli ayrıcalıklar (kapitülasyonlar) veren bir antlaşma yapıldı (1535).  Buna göre Fransız gemileri Osmanlı limanlarında serbestçe ticaret yapacaklardı. Onlardan daha az vergi alınacaktı ve aynı haklardan Osmanlılar da Fransız topraklarında yararlanacaktı.  Osmanlıların bu ayrıcalıkları vermesinin nedeni: zayıflamakta olan Akdeniz ticaretini yeniden canlandırmak ve Avrupa Hıristiyan birliğini bölerek Fransa’yı kendi yanına çekmek isteği olduğu ifade edilir. Güçlü dönemlerinde Osmanlıya pek zararı olmayan bu ayrıcalıklar ileride Osmanlıyı epeyi zor duruma sokacaktır.

Soru: 1532’de I. François Venedik elçisine şöyle der: “Osmanlı, V. Charles karşısında Avrupa’daki devletlerin varlığını garanti eden tek kuvvettir.”

Yukarıdaki cümleye bakarak Kanuni döneminde Osmanlı İmparatorluğu’nun Avrupa Devletler Sistemi’ndeki yeri hakkında neler söyleyebilirsiniz? Defterinize bir paragraf halinde yazınız.

Doğudaki Gelişmeler

  • Irakeyn seferi: Bu sefer sonucu Osmanlılar Tebriz, Azerbaycan ve Bağdat’ı aldı ama İranlılar bu yerler yüzünden Osmanlılar ile sürekli mücadele ettiler. Kanuni İran üzerine iki sefer daha yapmak zorunda kaldı (1548-1553) Nihayet 1555 tarihinde İranlılar ile Amasya Antlaşması imzalandı. Bu antlaşma İran ile imzalanan ilk resmi antlaşmadır.  Buna göre Erivan, Tebriz, Irak ve Doğu Anadolu Osmanlılara kaldı. Batı’da Osmanlı ilerlemesini durduran Viyana ise, Doğu’da da İran olmuştur. Kanuni’nin İran’ı geçerek Hindistan’a ulaşma stratejisi başarılı olmamıştır.

Denizlerdeki Gelişmeler

Osmanlı İmparatorluğu Kanuni döneminde denizlerde uygulanan yüzyıllık politikanın meyvelerini topladı.

Okyanus’a kıyısı olan İspanya ve Portekiz Coğrafi Keşiflerden sonra denizlerde dünya ticaretini kontrol eden güçlere dönüşmüşlerdi. Özellikle Portekiz Hint Okyanusu’nun tüm kontrolünü eline geçirmiş ve Osmanlı’nın kontrolündeki Baharat ve İpek Yolları’nı işlevsiz hale getirmişti. Bu ülkelerle birlikte Osmanlı’nın uzun zamandan beri Akdeniz üstünlüğü için mücadele ettiği Venedik Osmanlı’nın denizlerdeki en büyük rakipleri haline gelmişlerdir.

Yukarıda da söylendiği gibi Kanuni döneminde Osmanlı’nın denizlerdeki en büyük rakipleri Venedikliler, İspanyollar ve Portekizlilerdi. Donanma konusundaki en önemli gelişmeler Fatih döneminde yaşanmıştı. II. Bayazıd ve I. Selim’de gemi ve top teknolojisi konusunda donanmaya önemli katkılar sağlamışlardı. Ama Osmanlı donanmasının Akdeniz’de en önemli güç haline gelmesi Kanuni döneminde oldu. Bu dönemde Kanuni’nin Akdenizde korsanlık yapan ve Akdeniz gemiciliğini iyi bilen "deniz akıncıları"nı etrafına toplaması önemli bir gelişmedir. Birkaç kuşaktır artık sadece Ege’de değil tüm Akdeniz’de faaliyet gösteren bu korsan kaptanların en ünlüsü şüphesiz Batılıların "Barbaros" (Kızıl Sakal) adıyla bildiği Hayreddin Paşa olmuştur. 1533’te Barbaros Hayreddin İspanyollardan aldığı Cezayir’i kendisini İstanbul’a çağırtan Kanuni’ye hediye etmiş, böylece Kaptan-ı Derya (Amiral) olarak donanmanın başına getirilmiştir. Bu dönemde denizlerdeki gelişmeler kısaca şöyle özetlenebilir:

  • 1522 Rodos’un fethi: Rodos,  şövalyelerinden alındı.
  • 1538 Preveze Deniz Savaşı: Akdeniz’deki Haçlı donanmasını yendiler. Osmanlı Donanmasını Barbaros yönetiyordu. Osmanlılar bir süre için Akdeniz’de rakipsiz olduğunu kanıtlamıştır.
  • 1551 Turgut Reis’in Osmanlı adına Trablusgarp’ı ele geçirmesi: Kendisi de Trablusgarp beylerbeyi yapıldı.
  • Hint Deniz Seferleri  (1538-1553): Akdeniz’in yeni bulunan ticaret yoları yüzünden öneminin kalktığını fark eden Osmanlılar Portekizliler ile mücadele etmek için Hint Okyanusuna doğru seferlere başladılar ama bu seferler Osmanlı gemilerinin okyanuslara uygun olmaması,  seferlerin Osmanlı siyasetinde hak ettiği önemi bulamaması, seferlere çıkanların bu seferleri bir yağma seferine dönüştürmesi, Osmanlı birliklerinin merkezden çok uzakta gerekli destekten yoksun olması, Portekizlilerin denizlerde giderek gerçekten güçlü bir devlet olarak ortaya çıkması ve Osmanlı donanmasının onlarla baş edememesi gibi nedenlerle esas olarak çok başarılı bir şekilde sonuçlanmadı. Dört tane seferden bahsedilse de gerçekte iki sefer yapılmıştır. İkinci seferin sonunda sefere giden donanmayı geri getirmek bir sorun olmuştur. Sefere katılanlardan biri de ünlü coğrafyacı ve harita bilgini Piri Reistir.  Piri Reis donanmayı bırakıp kaçtığı iddiasıyla idam edilir. Seydi Ali Reis de donanmayı geri getiremez. Elinde kalan gemileri satar ve kara yoluyla Osmanlı ülkesine geri döner.

Günümüze ait bir siyasi harita üzerinde Kanuni Sultan Süleyman’ın İmparatorluğu