1) Osmanlı denizle nasıl tanıştı?

Türklerin denizle tanışmaları Anadolu’ya gelmeleriyle oldu. İlk denizcimiz Batı Anadolu kıyılarında faaliyet gösteren Çaka Bey idi. Çaka Bey İstanbul taraflarına yaptığı bir sefer sırasında esir düştü. Bizans sarayında iyi bir eğitim aldıktan sonra, yeni imparatorla arasının bozulması üzerine, İstanbul’dan ayrılarak İzmir’e gitti. Bölgedeki Türkmenleri de yanına çekerek Çaka Beyliği’ni kurdu. Çaka bey iyi bir denizciydi. İlk Türk tersane ve donanmasını kurmuş, İzmir ve civarındaki ilk Türk yerleşmesini sağlamıştı. Orhan Bey(1326-1362) döneminde Osmanlılara katılan Karesi beyliğinin donanmasından faydalanıldı.

2) Osmanlı denizciliğinin kilit kavramları nelerdir?

Kilit kavramlar: kadırga, kalyon, tersane, göke, kaptanı derya(kaptan paşa), levent, sancak

Kadırga: 18. Yüzyıla kadar Akdeniz’de kullanılan hem yelken hem de kürekle yol alabilen ahşap savaş ve ticaret gemisi.

Kalyon: Yelkenle ve kürekle yol alan savaş gemilerinin en büyüğü.

Tersane: Gemilerin inşa ve tamir edildiği tesis. Verdiği hizmette kolaylık sağlaması açısından tersane yapılarının bir kısmı deniz veya nehir içinde ve kıyısında bulunur.

Göke: Osmanlı’da ilk kez II. Bayezid döneminde yapılmış olan kalyona “göke” denilirdi.

Levent: Osmanlı donanması deniz askerlerine verilen ad.

Resim-1: Batı kaynaklı bir çizimde Osmanlı denizcisi

3)Yıldırım’ın denizcilikteki yeri nedir?

Yıldırım Bayezid’in dönemi bir kara fetihleri dönemi olmasının yanı sıra, Osmanlı denizcilik tarihi için de bir dönüm noktası oluşturur. Saruhan, Aydın ve Menteşoğulları gibi Ege kenarında bulunan beyliklerin fethiyle Osmanlı bu dönemde, önemli bir deniz gücüne de sahip olur. 60 gemiden oluşan bir donanma hazırlanır

4 ) II. Bayezid dönemi denizciliği nasıl gelişti? II. Bayezid döneminin en önemli olaylarından biri denizciliğin gelişmesidir. Bu dönemde donanma bağımsız bir savaş gücü oldu. Tersane sayısı çoğaltıldı, daha büyük gemiler yapıldı. Kalyon sınıfından “göke” adlı gemiler ilk defa bu dönemde görüldü. Gemilerde uzun menzilli toplar kullanılmaya başlandı. Bu sayede Venedik’in Mora’daki üsleri fethedilebildi.

Resim-2: II.Bayezid'in yaptırdığı Göke

5) Barbaros donanmaya ne kazandırdı? Barbaros Hayrettin Paşa midilli doğumludur ve denizle iç içe büyümüştür. Denizlerde korsanlık yapan Barbaros kardeşler, Kuzey Afrika’da Cezayir’i ele geçirmişler, yaptıkları baskınlarla İtalya ve ispanyadaki devletlere nefes aldırmamalardır. Kuzey Afrika’nın en namlı korsanı olan hayrettin paşa, kanuni döneminde İstanbul’a davet edilir ve 1534’te deniz kuvvetlerinin başına getirilir. Bu sayede yalnızca Cezayir gibi önemli bir bölge Osmanlı hâkimiyetine girmemiş; Barboros ve yanındaki tecrübeli denizcilerle, Osmanlı donanması gerçek anlamda bir deniz gücü olmuştur.

Resim-3: Barbaros Hayrettin Paşa

6) Osmanlı neden kalyon yerine kadırgayı seçti?

Osmanlı’nın, daha kuruluşundan itibaren en fazla kullanılan ve deniz savaşlarında en etkili olan gemi türü, kadırga idi.  Kadırgalar,  oldukça uzun fakat ensiz ve su seviyesinden de oldukça az bir yükseklikte idi. 15. yüzyılda, diğer Akdeniz ülkelerinde olduğu gibi, kadırga, en önemli kürekli ve yelkenli donanma gemisi olmakla beraber, yerini yavaş yavaş kalyonlara bırakmaya başlamıştı. Kalyon, kadırgaya göre çok daha büyüktür ve bu sayede fazla sayıda top taşı; gemileri uzaktan vurabilme imkânına sahiptir. fakat rüzgarın az olduğu bölgelerde seri hareket edemez; sığ sularda da ilerleyemez. kadırgalar ise hem kürekli hem de yelkenli olduğu için, rüzgarlı havalarda da çok seri hareket edebiliyorlardı. bu yüzden Akdeniz’in coğrafi şartlarını çok iyi bilen Barbaros, stratejik bir tercih yaparak kadırgayı kullanmayı tercih etti. Barbaros’un bu tercihi daha sonraki kaptan paşalar tarafından da takip edildi.

7) Denizlerdeki faaliyetlerin dönüm noktaları nelerdir?

Preveze Deniz Savaşı (1538) Barbaros zamanında Haçlı donanmasıyla Mora’da, Preveze Körfezi’nde karşılaşıldı ve büyük bir zafer elde edildi. Osmanlı bir süre için Akdeniz’de rakipsiz olduğunu kanıtlamıştır.

Hint deniz seferleri (1538-1553)

Akdeniz’in yeni bulunan ticaret yolları yüzünden önemini kaybetmesi üzerine Osmanlılar Portekizliler ile mücadele etmek için Hint Okyanusu’na doğru seferlere başladılar. Bu seferler Osmanlı gemilerinin okyanuslara uygun olmaması, seferlerin Osmanlı siyasetinde hak ettiği yeri bulamaması, seferlere çıkanların bu seferleri yağma seferine dönüştürmesi, Portekizlilerin giderek denizlerde güçlü bir devlet olarak ortaya çıkması gibi nedenlerle başarıyla sonuçlanmamıştır. Dört seferden bahsedilse de, gerçekte iki sefer yapılmıştır. Sefer katılanlarda biri de ünlü coğrafyacı ve harita bilgini Piri Reis’tir. Piri Reis donanmayı bırakıp kaçtığı iddiasıyla idam edilir. Seydi Ali Reis de donanmayı geri getiremez. Elinde kalan gemileri satar ve kara yoluyla Osmanlı ülkesine geri döner.

Kıbrıs Adası’nın fethi (1570)

İnebahtı Deniz Savaşı (1571) Kıbrıs’ın alınması üzerine birleşen Haçlı donanması Kıbrıs’tan dönen Osmanlı ordusuna saldırdı. Osmanlı donanması tamamen yok oldu. Akdeniz’de çeyrek yüzyıldır süren Osmanlı üstünlüğü bu başarısızlıkla sona ermiş ve bölgede güç dengeleri yeniden kurulmuştur.

Girit Adası’nın fethi (1699) 24 yıl süren kuşatmanın ardından Girit’in Osmanlı topraklarına katılması doğu Akdeniz’de Venedik’in yüzyıllardır süren hâkimiyetine son vermiştir.

8) “Kaptan paşa” unvanı kimin için kullanıldı?

Kapudan sözcüğü “capitain”     kelimesinden gelir. “kapudan-ı derya” ya da kaptan-ı derya tabiri ise 17.yüzyılda ilk kez kullanılmaya başlanmış, 18. Yüzyılda yaygınlaşmıştır. Barbaros döneminde Kaptan Paşalar sancak beyi statüsünde iken Barbaros’la birlikte, beylerbeyi statüsüne çıkarıldılar.

Resim-4: Kanuni'nin Barbaros'u kabulünü temsil eden bir minyatür

9) Osmanlı tersaneleri nerelerde kurulmuştur ve özellikleri nelerdir?

Osmanlı devletinin tersanelerinin özelliği, büyük bir bölgenin ekonomisini kendi ihtiyaçlarına göre ayarlamasıdır. Tersanenin kullanımına ayrılan Kocaeli ve Bursa ormanlarından, İstanbul’daki atölyelere sürekli kereste gelmektedir. Karadeniz kıyısındaki ormanlar ise Sinop Tersanesi’nin ihtiyacını karşılamaktadır. Samsun’da kendirden halat, Ege kıyılarında ve Rumeli’de keten veya pamuktan yelken bezi dokunmaktadır.

10) Donanma denize nasıl çıkardı?

16. yüzyıldan itibaren, Osmanlı donanmasının bahar ayında denize açılması adet haline gelmiştir. Daha kış aylarında hazırlıklara başlayan tersane, eski gemileri tamir eder ve gerekirse yenilerini inşa ederdi. Gemilerin denize indirilmesi büyük bir tören eşliğinde olurdu. Üst düzey devlet görevlileri sabah namazından sonra tersaneye gelir ve burada Kaptan Paşa odasında ağırlanırlardı. Kaptan Paşa, sadrazamın gelişiyle tüm hazırlıkların tamamlandığını sadrazama bildirir ve padişahtan da gerekli iznin gelmesiyle birlikte sadrazamın gemisine geçilirdi. Kaptan Paşa ve devlet görevlilerini taşıyan gemi Beşiktaş’taki Barbaros Hayrettin Paşa Türbesi önüne demir atardı. Burada bir ziyafet verildikten sonra devlet görevlileri kendi kayıklarıyla geri döner, donanma da demir alarak yelken açardı.