Genel Sağlık Bilgileri

Sağlık Alanında Çok Sayıda İçerik

Bilim ve Teknoloji

Bilim ve Teknoloji Haberleri

Çanakkale Savaşları

ÇANAKKALE  DENİZ SAVAŞLARI

(19-ŞUBAT 1915 18 MART 1915)

I. Dünya Savaşı'nda  çarpışmaların ve kahramanlıkların en üst düzeyde gösterildiği Çanakkale Cephesi  Savaşları Türk ve Dünya tarihleri arasında önemi yadsınamayacak bir yere  sahiptir. Kuşkusuz tarihte hiçbir cephe Çanakkale Cephesi gibi dünya tarihinin  akışını değiştirmemiştir.Bağımsız Türk Cumhuriyeti'nin kurulmasının temel  taşlarından birini teşkil eden ayrıca Emperyalizme karşı verilen bu üstün  direnişin tarihi Türk milletinin cesareti sayesinde zaferle sonuçlanmıştır.

 BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞINDA ÇANAKKALE CEPHESİ VE DENİZ SAVAŞLARI

(19 ŞUBAT 1915-18  MART 1915)

Birinci Dünya  Savaşı, 19. yüzyıl ile 20. yüzyılın başlarında meydana gelen olay ve gelişmelerin  bir sonucudur. Bu bakımdan sebeplerini bu dönemde aramak gerekir.

Birinci Dünya  Savaşı, Avrupa'da dört merkezi devlete karşı, Avrupa ve diğer kıtalarda bulunan  yirmi beş devletin giriştiği, o tarihe kadar görülmemiş ilk dünya savaşıdır. I.  Dünya Savaşı Avrupa'da ittifak ve merkezi devletler diye adlandırılan Almanya,  Avusturya-Macaristan, Osmanlı Devleti ile itilaf devletleri diye adlandırılan  İngiltere, Fransa, Rusya, İtalya, Yunanistan, Sırbistan, Karadağ, Belçika,  Portekiz, Romanya, A.B.D, Brezilya vb. meydana gelmiştir.

I. Dünya savaşının genel ve özel olmak üzere iki nedeni vardır.

a) GENEL NEDENLER:

Fransız ihtilalinin  getirdiği yeni anlayış ve görüşler siyasi ve sosyal hayatta büyük

değişiklikler  yapmıştı. Milliyetçilik düşüncesi özellikle 20. yüzyılın başlarında etkisini  göstermiştir. 1815 yılında Viyana Kongresi ile Avrupa'ya yeni statü getirilmiş  ve buna göre de güçler dengesi kurulmuştu. Özellikle 1870 Sedan Savaşı ile  Alman ve İtalyan birliklerinin kurulması ve bu devletlerin girişimlerde  bulunmaları Viyana Kongresi statüsünü ve güçler dengesini büyük ölçüde  değiştirmiştir.

19. yüzyıl içinde  önem kazanmış diğer bir gelişmede sanayileşmedir. Sanayileşme sonuç olarak  sömür geliciliği doğurmuş, büyük devletlerin çıkar çatışmaları Afrika, ve  Uzakdoğu'ya kadar yayılmıştır. Hammadde ve Pazar arayışı hızlanmış, bütün  devletler sömürge yarışına girmiştir. Bazı devletlerin siyasi birliklerini geç  kurmaları blokları ortaya çıkmasına neden olmuştur. Bloklar hızla silahlanarak  yeni bir savaşın şartlarını hazırlamıştır.

ÖZEL  NEDENLER:

Devletlerin  izledikleri politikalar ve çeşitli çıkarlar özellikle bu devletleri karşı  karşıya getirmiştir.  Rekabet ittifak ve itilaf devletleri arasında meydana gelmiştir. Savaş öncesi  devletlerin durumuna bakıldığında ;

Almanya:

Siyasal  birliklerini kurduktan sonra (1871) ekonomisinde büyük bir canlanma meydana  gelmiştir. Biriliğini geç kurduğundan dolayı sömürgeciliği geç başlamıştır.  Özellikle İngiltere ile rekabete girişmiştir.

İngiltere:

Almanya'nın siyasal  ve ekonomik açıdan güçlenmesinden rahatsız olmuştur. Kendisine rakip olabilecek  güçlerden kurtulmayı istemektedir. Buna karşı deniz kuvvetlerini arttırmıştır.

Fransa:

1870 Sedan Savaşı  ile Almanya'ya kaptırdığı Alsance-Loren bölgelerini geri almak istemektedir.  Bundan dolayı Almanya'ya karşı bir düşmanlık içindedir.

Rusya:

Rusya,  Panislavizm'i gerçekleştirme amacındadır.

İtalya:

Sömürgecilikte geri  kalmıştır. Amacı yeni sömürgeler ele geçirmektir.

Avusturya-Macaristan:

En büyük tehlikesi  Rusya'dır. Panislavizm'e karşı mücadele etmiştir.

SAVAŞIN BAŞLAMASI:

Avusturya BÜYÜK  Sırbistan'ı kurmak isteyenlere gücünü göstermek üzere 1914 yılı Haziran ayında  Bosna da bir manevra yapmaya karar vermiştir. Buna katılmak üzere veliaht  Ferdinant da Saray Bosna'ya gelmiştir. Ancak veliaht 28 haziran 1914 günü bir  Sırplı tarafından öldürülür. Buda I. Dünya savaşına yol açan olayın başlangıcı  olur. Avusturya bu olaya Sırbistan'a savaş açarak karşılık verir. Bunun üzerine  Almanya, Avusturya-Macaristan'ın, Rusya da Sırbistan'ın yanında yer alır.  Böylece savaş kısa bir zaman içinde bütün Avrupa'yı etkilemiştir.

I. Dünya savaşına  Osmanlı Devletinin Almanya'nın yanında girmesinin nedenleri ilk bakışta  devletin ileri gelenlerinin Alman hayranlığı ve daha sonra Trablusgarp ve  Balkan savaşlarında kaybedilen yerlerin geri alınabileceği, Kars, Ardahan ve  Batum'un yeniden alınabileceği, Mısır'ın yarım yeniden İngiltere'den  alınabileceği, Rus, Mısır ve İngiltere sömürgeleri olan Türk ve İslam  ülkelerinin istiklale kavuşabileceği, Girit ve Kıbrıs adalarının tekrar devlete  bağlanabileceği gibi düşünceler mevcuttu. Osmanlı Devleti bu toprak  beklentilerinin yanı sıra yalnızlıktan da kurtulma istiyordu. Almanya ile 2  ağustos 1914 te gizli bir ittifak anlaşılmasının yapılması, Alman desteği ile  ülkenin kalkınabileceği ve iki Alman gemisinin (yavuz ve Midilli) Osmanlı  topraklarına sığınması savaşa girmemizde etkili olmuştur.

Almanya'nın Osmanlı Devleti'ni Savaşa sokmak istemesinin Nedenleri:

Almanya, Avrupa'nın  Doğusunda Rusya, Batısında ise İngiltere tarafından sıkıştırılmıştır. Bundan  dolayı Avrupa'daki savaş yükünü hafifletmek, Osmanlı Devleti'nin Jeopolitik  konumundan yararlanmak istiyordu. Almanya özellikle geçiş yollarının tutularak  Rusya'ya ulaşılmasına engel olmak düşüncesindeydi.

OSMANLI DEVLETİ'NİN SAVAŞA GİRMESİ

Osmanlı Devleti'nin  tarafsız kalması en çok itilaf devletleri istemekteydiler. Özellikle Rusya  boğazların kullanılması ve kendisine yardımın kolay yapılabilmesi için bu  durumun devam etmesini istiyordu.

Almanya, ittifak  anlaşmasından sonra Osmanlı Devleti üzerindeki baskılarının savaşa girmesi  yönünde arttırmaya başladı. Bu arada Alman askeri heyetinden bazı subaylar  Osmanlı ordusunda önemli bazı görevlere getirilmişlerdi.

Sonuçta, Yavuz  (Goesa) ve Midilli (Breslav) gemileri Amiral Sovchen komutasında 28-29 Ekim  1914 gecesi Rusya'nın Odessa ve Sivastopol Limanlarını topa tutması fiilen  Osmanlı Devletini savaşa sokmuş oldu.

Bu olay üzerine  önce Rusya ardından İngiltere ve Fransa Osmanlı Devleti'ne savaş açtılar.  Böylelikle savaşa resmen katılan Osmanlı Devleti I Dünya savaşında bir çok  cephede savaşmıştır. Savunma Cephesi olarak kurulan ve oldukça öneme sahip  bulunan Çanakkale Cephesi'nin açılmasının nedenleri ve meydana gelen Deniz  savaşları üzerinde duracağız.

SAVAŞ  ÖNCESİ DÜŞÜNCE VE İTİLAF DEVLETLERİNİN SAVAŞ PLANLARI:

1) Baltık Denizine Egemen Olmak Planı:

“Baltık  Denizine egemen olmak ve hem Ruslara silahla cephane yetiştirmek, hem de  Almanya'nın mesafelerce düz kumluk halinde bulunan Pomeranya kıyılarına,  Berlin'den 150-200 km  uzaklıkta olan yerlere, büyük bir Rus ordusu çıkarmak. Lora Fiser'e göre ayrıca  üç yere üç ordu çıkarılacak biri asıl çıkış ordusu, diğer ikisi gösteriş ve  şaşırtma orduları olacaktır. “

Planın esaslarına  göre İngiliz donanması, Almanya Frizon (Frize) adalarından Batı'da bulunan Bordum  adasını ele geçirip onu Çanakkale önündeki Limni, İmroz ve Bozcaada gibi bir üs  olarak kullanacak, o bölgede denize dökülen Alman ırmaklarının ağızlarını  tıkayacak, Kiel kanalını tahrip edecek ve genel olarak Almanya'nın kuzey deniz  kıyılarını torpille kuşatacaktır.

2)LOYD CORC Planı:

Loyd Corcc planının  esası ilkbaharda kuvveti 700 bin kişiye varacak olan yeni birliklerin Fransa'da  Batı cephesine gönderilmeyip Balkanlar'da kullanılmasıdır. Loyd Corc ayrıca  Türklerin Süveyş kanalına saldırdıkları sırada, Suriye'ye 100 bin kişilik bir  kuvvet çıkararak 80 bin kişilik Türk ordusunu mağlup etmeyi'de düşünmüştür.  Böylelikle Suriye ele geçirilmiş ve Kafkasya ile sıkışık durumda bulunan  Ruslara yardım edilmiş olunur.

Amiral Fişer Batı  cephesini Baltık yolu ile Kuzeyden çevirmeyi, Loyd Corc ise aynı işi  Balkanlar'dan veya Adriyatik kıyılarından yapmayı istemektedir.

3) JOFR Planı:

Bu düşüncede  olanlar her şeyi bir kenara bırakarak ilk olarak Almanya'yı ezmeyi  istemektedirler. Buna klasik düşünce ve plan denilebilir. Bunu isteyenler, elde  edilecek bütün kuvvetlerini, yani en çok İngiltere'de önce gönüllü sonra  mecburi olarak silah altına alınan ve alınacak olan birkaç milyon askerin  hepsini veya hemen hepsini Batı cephesine yığmak ve Alman ordusunu kemire  kemire ezmek düşüncesindedirler. Bu düşünceler ileri sürenlerin başında Fransız  orduları başkomutanı Jofr ile İngiltere İmparatorluk genel kurmay başkanı  General (sonra mareşal) Robertson bulunmaktadır.

4) Çörçil-Hankey'in Boğazları Zorlama Planı:

Baltık denizine  girmek planı da kısmen deniz bakanının düşünceleri arasında olmakla birlikte  Çörçil, hemen bütün gücünü Çanakkale'nin zorlanması üzerinde toplayacaktır. O  sırada İngiltere'de Osmanlı Devleti, düşmanların en zayıfı sayılıyordu. O,  Almanya'dan damla damla ve adeta kaçak gibi Romanya ve Bulgaristan yolu ile  silah ve cephane alabiliyordu, dolaysıyla Türk'ün kahramanlığını göz önünde  tutmayanlar Boğazları zorlamayı nispeten kolay sayabilirlerdi.

Uzlaşma Devletleri  Çanakkale'ye denizden saldırıya girişecekleri sırada Osmanlı Devleti'nin durumu  onlar açısından böyle bir saldırı için elverişli görüntüdeydi. Osmanlıların  Sarıkamış üzerine yaptıkları büyük saldırı bozgunla sonuçlanmıştı. Mısır'ı  İngilizlerden kurtarmak amacıyla giriştikleri kanal harekatları umulanları  getirmemişti. Bu arada Balkan Devletlerinden Bulgaristan, Romanya ve  Yunanistan'la Dünya Savaşı'nın başlamasından beri bir antlaşmaya varılması için  sürüp gelen siyasal görüşmelerden de olumlu bir sonuç alamamıştı.

Bulgarların  çekingen davranışı Almanya ile Osmanlı arasında doğrudan bir bağlantının  kurulmasını engellediğinden Osmanlı ordusunun yoksun bulunduğu Modern savaş  gereçleri ile donatılmaması da gecikmekteydi.

Bu durum uzlaşma  Devletleri'nin Osmanlılara karşı bir saldırıya geçmelerine elverişli gibi  görünmekteydi. Ne var ki aralarında bu maksatla hazırlanmış bir harekat  alanları yoktu. Savaş sonucunun batı cephesinde ve kısa bir zamanda alınacağına  inanılmaktaydılar. Üstelik İngiltere'nin büyük bir kara ordusu kurmak için  giriştiği hazırlıklar da tamamlanmış değildi. Çanakkale üzerine bir saldırı  için ilgililer arasında kesin bir antlaşmaya henüz varılmamıştı.

ÇANAKKALE'YE  SALDIRI FİKRİ

Çanakkale'ye  saldırı fikrinin bir Rus sorunu ile bir olup-bitti olarak ortaya çıktığı  görülmektedir. Sarıkamış saldırısının Osmanlı çıkarına geliştiği sırada Rus  Orduları Başkomutanı Grandük Nicolar, İngiliz Harbiye Nazırı Kitchner'den  Osmanlı kuvvetlerinden bir kısmının Kafkas cephesinden uzaklaştırılmasını  sağlayacak bir kara veya deniz gösterisinin yapılmasının mümkün olup olmadığını  sormuştur (Aralık sonları 1914). Grandük böyle bir gösteri için Çanakkale'den  söz etmemişti. Grandük'ün sorusu Londra'ya ulaştığı sırada, Çanakkale seferi  düşüncesi çoktan doğmuş bulunuyordu. Tartışılan yanı yapılacak seferin yalnız  savaş gemileriyle mi yoksa aynı zamanda bunların kara kuvvetleri tarafından  desteklenmesi suretiyle mi yapılacağıydı.

1908'de İngiltere  İmparatorluğu Ulusal Savunma Konseyi Boğazların yalnız savaş gemileriyle  aşılması konusunu etüt etmiş ve XIX. Yüzyıl başlarında Lora Nelson'un bu konuda  öne sürmüş olduğu bir fikre saplanıp kalmıştı. Nelson, “Bir kara kuvveti  tarafından desteklenmeden istihkamlara saldıran gemici delidir.” demişti.  Fakat birinci dünya savaşı başladığı sırada İngiltere'de Nelson'un düşüncesini  paylaşmayan bir insan yetişmiş bulunuyordu: Churchill

Churchill  ve Çanakkale

Churchill  düşüncesini Dünya Savaşı'ndan birkaç yıl önce Londra'yı ziyaret etmiş ve onunla  görüşmüş olan Enver Paşa'ya şöyle anlatmaktadır;

“ Londra'da bulunduğum  sırada Churchill ile bir dünya savaşı çıkması durumunu tartışmıştım. Böyle bir  savaşta Türkiye'nin ne yapacağını bana sordu.” Ve arkasındanda şunu dedi:

“ Eğer Türkiye Almanya tarafını tutarsa İngiliz filosu Çanakkale Boğazı'nı  zorlayıp geçecek ve İstanbul'u alacaktır.”

Churchill'in Çanakkale seferi ile ilgili çalışmaları İngiltere'nin Osmanlı İmparatorluğuna  savaş açmasından önce başlar. Churchill 1 Eylül 1914'te İngiliz filosunun  Çanakkale'yi zorlamasına ve Yunanistan'ın Gelibolu'ya asker çıkarmasına dayanan  bir tasarı hazırlar. Fakat Bulgarlardan kuşkulanan Yunanistan, tarafsızlığından  ayrılıp İngiltere'ye yanaşmadığı için bu tasarı suya düşer. Ayrıca Churchill,  Mısır'ın en iyi biçimde savunulmasının Gelibolu'ya saldırmakla mümkün olduğu  yolundaki düşüncesini de savaş komitesi tarafından çok kuvvete ihtiyaç  duyulacağı için iltifat görmez.

Yukarıdaki sözü  edilen Rus orduları Başkomutanının Osmanlı İmparatorluğu'nun her hangi bir  yerinde bir gösteri yapılması isteğinin Londra'ya varması üzerine (31 Aralık)  Churchill'in Başvekile sunduğu bir raporda "Savaşın duyurulmasından beri  Gelibolu'ya saldırılmasını istemekte idim" demektedir. Bu kez Lloyd George  ile Savaş komitesi genel sekreteri Hanway, Harbiye nazırı Kitchner ve Lord  Fisher de Churchill'in fikrine katılmışlardır. Şu şartla ki kara kuvvetleri  sağlanmadığı takdirde Çanakkale Boğazı sadece savaş gemileriyle zorlanacaktır.  Bu suretle Rusya'nın "gösteri" isteği de yerine getirilmiş olacaktır.

3 Ocak'ta Churchill,  Çanakkale'yi abluka altında bulunduran Amiral Garden'den Boğazın yalnız  denizden zorlanmasını mümkün görüp görmediğini sorar. Sorusuna bu iş için eski  savaş gemilerinin kullanılacağını ve sağlanacak sonuçların, uğranılacak  kayıpları haklı göstereceğini de ekler.

5 Ocak'ta Amiral  Garden'in cevabı gelir: Bir baskınla Çanakkale Boğazı'nın zorlanabileceğini  sanmadığını fakat esaslı bir plana dayanılarak sayısı fazla gemilerle bunun  yapılabileceğini bildirir. Bu cevap savaş komitesi üyelerini tatmin eder. Bu  suretle Churchill'in Çanakkale seferi ile ilgili hazırlıkları başarı ile  sonuçlanır. Bundan sonra 20 Ocak'a kadar sürecek bir zaman içinde sefer planı  hazırlıklarına geçilir. Bu sırada sefere Fransa'nın da katılması sağlanır.  Churchill, Fransa'dan önemli bir yardım dilemediklerini bu devletten ancak  işbirliği, saldırı tasarısı üzerinde anlaşma ve onu birlikte hazırlama  dileğinde bulundukların belirtmiştir.

GARDEN'İN  PLANI

Çanakkale'yi geçme  planı Amiral Garden tarafından hazırlanmış ve 13 Ocak'ta Savaş komitesi  tarafından onaylanmıştı. Plan önemli deniz kuvvetlerinin kullanılmasını  öngörmeliydi. 12 zırhlı, 3 savaş kruvazörü, 3 hafif kruvazör, 12 destroyer, 6  deniz uçağı, 12 torpil tarayıcı gemisi ve daha bir çok başka çeşit  gemiler

Plana göre ilkin  boğaz'ın girişini savunan dış bataryalar uzun mesafelerden bir ateşle tahrik  edilecekti. Dış bataryaların ikisi boğazın Anadolu yakasında bulunan Orhaniye  ile Kumkale'den, diğer ikisi de Rumeli yakasındaki Ertuğrul ile Seddülbahir'den  ibaretti. Boğaz'ın bunlar arasındaki genişliği 4 km kadardı. Bundan sonra  Boğaz'a girilerek Anadolu yakasında Kepez, Rumeli Kilitbahir'e kadar olan ve  merkez savunma sistemi denilen tahkimatla bataryalar bombardıman edilerek  tahrip edilecekti. Bu işte son bulunca, Çanakkale ile Nara arasındaki savunma  sisteminin son kısmı ateş altına alınarak zararsız duruma getirilecek ve  Marmara'ya girilerek İstanbul yolu tutulacaktı. Bu bombardıman aşamalarının her  birinde savaş gemileri yol almaya başlamadan önce torpil tarlaları ayıklanmış  olacaktı. Planın yürütülmesi için 15 şubat saptanması başarı ümitleri de  havaların iyi gitmesine; yol, cephane sağlanmasına ve Türklerin savunmada  göstereceği yılgınlığa bağlanmıştı.

ENVER PAŞA  VE BOĞAZLARI SAVUNMA SİSTEMİ:

Türk  Başkumandanlığı Boğazın savunma sisteminde mayından faydalanmaya büyük önem  vermiştir. Bundan ötürü mayın hatları kurulmuştur. Bunların bir kısmı sabitti.  Ana mayın hatları Çanakkale Boğazı'nın 1,5 km genişliğinde bulunan en dar yerini  korumak maksadıyla Soğanlıdere - Dardonos önünden başlamıştı. 9 mayın hattı  meydana getirilmişti. Kıyılarda da bu hatları koruyacak gizli obüs bataryaları  yuvalanmış bulunuyordu.

Ender Paşa yalnız  denizden yapılacak bir saldır ile Çanakkale'nin geçilmezsinin olanaksızlığını  göstermekteydi. Bu nedenle İstanbul'da halk arasında dedikoduların uyandırmış  olduğu korku, kuşku ve telaşına anlamıyordu. Ona göre, düşman büyük  istihkamları uzaktan ateş hattına olabilir, tahrip de edebilirdi. Fakat mayın  tarlalarını savunma bataryaları tahrip etmek için bataryaların üzerine kadar  gelmesi gerekliydi. Gelecek olan gemiler ufaksa, kolaylıkla batırılabilirdi.  Büyük savaş gemileri ise batmak korkusundan oraya kadar yaklaşamayacaklardı.  Şayet düşman donanması mayın tarlalarına geçip Çanakkale şehri önüne Boğazı  kıvrılarak Nara'ya dönüp, Marmara'ya geçmeye girişirse karşısında bizim  donanmamızı bulacaktı. Bizim donanmamız ufak olduğu halde büyük top düşmanın  teker teker geçmeye mecbur olan gemilerine karşı üstündü. Düşman gemileri bu  dönüş esnasında bizim gemilerimize karşı ancak 2 topla ateş edebileceği halde 5  kilometreden fazla olmayan etki menzili içinde bizim en aşağı 30 topumuz,  onların karşılayabilecekti. Bu durumda en büyük dretnotlar bile batırılacaktı.

ÇANAKKALE DENİZ SEFERİNDEN BEKLENENLER

Enver Paşa'nın  Çanakkale deniz kuvvetleriyle zorlanamayacağı hususundaki düşünceleri, birinci  Dünya savaşı başlarında İngiltere'de de aşağı kabul edilmişti. Fakat  Charebill'in ilkin Mısır'ın savunması için ortaya atılan bu fikri zamanla kök  tutmuş ve bunun eyleme konulup başarılmasıyla şu önemli istifadelerin  sağlanabileceği İngilizlerce hayal edilmeye başlanmıştı:

İstanbul'un Ruslar  tarafından ele geçirilmesi önlenerek İngiliz hakimiyetine geçecektir. Bu  durumda Osmanlı Devleti toprakları ve ordusu ikiye bölünmüş olacağından barış  yapmak zorunda kalacaktı. Buna yanaşmadığı taktirde de kısa zamanda savaş dışı  bırakılacağına şüphe yoktu. Bu durumda Rusya ile batık dost devletler arasında  bağlantı sağlanacak, karşılıklı ekonomisel ve savaşsal yardımlaşama  sağlanacaktı. Bütün bunlardan başka Dünya savaşı'nın başlangıcından beri  tarafsızlıkları ile sallantıda bulunan Bulgaristan ve Romanya, İngiltere ile  Fransa'nın yanında savaşa gireceklerdi. Girince ve Almanya ile Avusturya'nın  etrafındaki çember tamamlanmış ve kuvvetlenmiş olacaktı. Sözün kısası “  can boğazdan gelir.” atasözüne uygun olarak dünya savaşının bitirme yolu,  Çanakkale Boğazından geçmekteydi.

SAVAŞIN BAŞLAMASI (ŞUBAT 19)

Yukarıda sözü geçen  Gordon planının eylemine 19 şubat saat 10'da başladı. Bu tarih 1807 yılında  İngiliz filosuna başarı ile sonuçlanan Boğaz zorlaması 108. yıl dönümüne  rastlamaktadır. Saldırı amacı ilkin boğazın girişini koruyan Anadolu  yakasındaki Kumkale ile Orhaniye'de ,Rumeli yakasında Ertuğrul ile  Seddülhisar'deki tabyaları yok etmekti. İkinci Fransız dördü İngiliz olmak  üzere altı zırhlı bu işi başarmak için görevlendirilmişti. Bu gemiler 12.000  ile 10.000 metreden bataryalar üzerine ateşe başlamışlardı.

İlk ateşi açan HMS  Cornwasllis zırhlısının topçu subayı Yüzbaşı Harry Minchin, bunu büyük babasına  yazdığı bir mektupta gururla anlatmaktadır. İlk topa ateş emrini verdim ve daha  ilk ateşte isabet kaydettik. Onların menzillerini dışında olduğumuzdan ateş  oranı çok ağardı, dakikada bir mermi falan. Öğlene kadar buna devam ettik.  Öğleden sonra biz ve Vengeance 8.00 ile 5.000 yarda kadar  yaklaştık ve Vengeance epey yoğun bir ateş altına girdi. Biz hemen onu desteklemeye  koştuk ve gemideki bütün toplarla kaleye ateşe başladık. Her top yaklaşık  olarak dakikada iki mermi atıyordu. Bu numaralı tabya sır taşı, duman, alev ve  toz yığını halinde havaya uçtu. Ondan sonra başka bir tabyada üzerimize ateş  başlayınca hemen o yana döndük ve yaşamım boyunca bu kadar eğlendiğimi  hatırlamıyorum. Birkaç kere çok yaklaştıysa da biz hiç isabet almadık. Ateş  hızımız onların şaşırtmış olmalıydı. İnsanın çevresine dakikada 1500 kilo mermi  yağması epey sinir bozucu olmalı.

Türk bataryaları  menzillerinin kısalığından susmak zorunda kaldılar. Saat 12'den sonra zırhlılar  kıyılara yaklaşarak 7000 metreden ateş etmeye başlayınca bataryalar da karşıt  ateşe geçtiler. Ateş şiddetliydi iki gemi isabet aldı. Amiral Garden saat 17:30  da geri çekilme emri verdi. Dış bataryaları bir günde tahrip etmek ümidi bu  suretle suya düşmüş oluyordu. Ertesi gün başlayan fena hava saldırıyı 25  Şubat'a kadar geciktirdi.

Bombardımana  Devam Edilmesi (25 Şubat)

25 Şubat'a dış  bataryalar üzerine yarıda kalmış olan saldırıya tekrar başladı. Bu kez  saldırıya 12 Şubat gemisi katıldı. Bataryalar top menzillerini elverişsizliği  alanına giren gemilere güçlü bir karşılık verdiler. İkisine önemli isabetler  kaydetmeye muvaffak oldular. Ne var ki, bu yüzer kaleleri yürüyüşlerinden  alıkoyacak olanaklara sahip bulunmuyorlardı. 25 Şubat'tan beri artık susmak  zorunda bırakılmışlardı. Düşman savaşın sonuçlarını anlamak için tabyalara  deniz erleri çıkarmış ve henüz kullanabilecek gibi görünen bir iki topu tahrip  ettirmişlerdi. Dış bataryaların susturulması işi bu suretle sona ermiş  bulunuyordu.

26 Şubat'ı izleyen  günlerde ve havanın elverişliliği ölçüsünde saldırı planının ikinci ve üçüncü  bölümlerine yani iç bataryaların tahrip edilmesine girişilmişti. Amaç Dardonos  ve Erenköy tabyaların savaş dışı etmek için Boğazın içine girmekti. Savaş  gemileri ateş ederken mayın tarama gemileri de kendilerine yol açacaktı. Planı  bu bölümünün eylemini sağlamada hesapta olmayan engellerle karşılaşıldı.  Kıyılarda yerleştirilmiş gizli ve hareketli sahra bataryalarıyla Dardonos  tabyasının topçuları yapılacak işi güçleştiriyorlardı. Devamlı olarak yer  değiştiren mayın tarama gemilerine nefes aldırmıyorlardı. Zırhlılara isabetler  oluyordu. Kaydedilen başarılar umulanlara yaklaşık olmadığı halde Amiral  Gorden, 2 mart'ta Churchill'e çektiği bir telgrafta Mart ortalarında İstanbul'a  ulaşacağı ümidinde olduğunu bildiriyordu. 11 Mart'ta Churchill, Gorden'le bu  konumdaki düşüncesini bir kez daha sordu. Gelen cevap filonun Marmara'ya  girmesi üzerine, geri güvenliğin korunması için kara kuvvetlerine ve  bulunmadığı gibi Gelibolu'ya sır çıkartmakta planı da hazırlamıştı. Hemen kara  kuvvetlerinin tedarike girişildi. Bu kuvvet general Hamilton komuta atandı ve  Çanakkale'ye gönderildi. Amiral Gorden'in ordusuz bir komutana ihtiyacı yoktu.  Edindiği bilgilere göre Türk'lere Almanya'dan mühimmat gönderilmesi ihtimali de  vardı. Bu arada da Almanya'dan ve Avusturya ve Avusturya denizatlıları işe  karışabilirdi. Buna zaman yoktu. Kaldı ki planın iç bataryaların susturulması  ile mayınların toplanmasından ibaret olan ikinci kısmın tamamlanmış olduğuna  dair de kanıtı vardı. 15 Mart'ta saldırı için kararını verdi ,. Saldırı 17 ve  18 Mart'ta yapılacak yani Boğaz gerilecekti. Ne var ki, vermiş olduğu karardan  bir gün sonra Gorden yorgunluktan, sinirden ve uykusuzluktan güçsüz düşmüştü.  Doktorunun tavsiyesi İstanbul'dan vazgeçerek Londra'ya dönmesi merkezin deydi.  Bu suretle Amiral hazırlanmış olduğu planın trajedi ile sonuçlanacak son  perdesini görmekten kurtulacaktı. 17 Mart'ta yerine Harmay başkanlığı yapmakta  da Vis Amiral de Robeck atandı.

İSTANBUL'U SAVUNMA TEDBİRLERİ

Üçlü uzlaşma  devletleri savaş gemilerinin Çanakkale Boğazı'nın geçilme girişiminin Osmanlı  Genelkurmayı'nın kuşkuya düşmesi normaldi. Kaldı ki bu girişime paralel olarak  Ruslarında Karadeniz Boğazı'na bir saldırıda Bulunmaları olasılığı da büsbütün  ortadan kalkmış değildi. Bu durum göz önünde tutularak Boğazların ve  İstanbul'un savunulması için şu Askersel tedbirlerin alınması gerekli görülmüştü;  Çanakkale Boğazı ile İstanbul doğrultusunu savunmak görevi Liman Von Sanders  komutasında bulunan I. Orduya verilmişti.

Bu ordudan I.  Kolordu Gelibolu Yarımadasına, 15. Kolordu Çanakkale'nin Anadolu kıyılarına 6.  Kolordu da Yeşilköy bölgesine yerleştirilmişti. Karadeniz Boğazı'nın savunması  ile Vehip Paşa'nın komutasında bulunan 2. Orduya verilmiş bulunuyordu.  Boğazların savunması ile görevli kuvvetlerin tümü , 200,000 kadardı.

18 MART SALDIRSI ÖNCESİNDEKİ HAZIRLIKLAR

Saldırının yüksek  komutası da Robeck'e verilmişti. De Robeck bir gün önce görevinde çekilmiş olan  Gorden'in planını uygulayacaktı. Plan sade idi.

Amaç Boğazın iki kıyısındaki bataryaların susturulması, torpillerin  ayıklanması, bu suretle açılacak yoldan filonun Boğazı girilmesine olanak  sağlanmasında ibaretti. De Robeck bu planı başarıyla gerçekleştirmek için savaş  gemilerini üç kümede savaş düzenine getirmiş bulunuyordu. Birinci kümede Queen  Elizabeth, Agememnon, Lord Nelson ve İnflexible bulunuyordu. Bunlar güneye doğru  sardırmışlardı. Bu üç savaş gemisinin sahra bataryalarına karşı güvenlikleri  kuzey kanatta Lrince George ve güney kanatta Triumph tarafından sağlanacaktı.

İkinci kümede  Amiral Guepratte komutasında şu dört Fransız zırhlısından kurulmuştu; Buffren,  Bouvet, Goulois ve Charlemagne. İlk ikisini boğazın Anadolu kıyılarını, diğer  ikisi de Rumeli kıyılarını döveceklerdi.

Üçüncü küme,  İrresistable, Albian , Vengeance, Swiftsare ve Magestic yedekte  bırakılmışlardı. Üçüncü küme gemileri sırası gelince ikinci kümenin yerine  alacaklardı. Son olarak Cornwallis, Conapus, Dorthmouth ve Dublin kruvazörleri  geliyordu. Bunlardan ilk ikisinin görevi mayın taramak, doğu ilgisinin de  aşırma ateş yapmak suretiyle sahra bataryalarını arkadan varmaktı.

Dünya topraklarında  güneşin batmadığı iki büyük imparatorluğun meydana getirdiği bu kudretli ve  haşmetli savaş gücüne insan gücü ile karşı gelinemeyeceği konusuna İngiliz ve  Fransız denizcilerinde genel bir kaç doğmuştu. 18 Mart saat 10:58'de yukarıda  işaret edilen savaş düzeni almış olan aramada da ilk bombardıman için suretle  görev bölümü yapılmıştı:

Queen Elizabeth,  Anadolu yakasında bulunan Hamidye I ve Çimenlik tabyalarını, Agamenon, Lord  Nelson ve İnfletible ise boğazın Rumeli yakasındaki Yıldız, Mescidiye, Hamidiye  II ve Namazgah tabyalarını ateş edeceklerdi. Düşman ordusu büyük saldırışa  geçeceği sırada Türk bölgesi savunma karargahında durum şöyleydi;

Karargah komutası  Albay Cevat , 18 Mart'tan önce Bozcaada'da düşman savaş gemilerinin toplanmakta  olduğunu haber almıştı. 18 Mart sabahı da bir araştırıcı uçağımız Bozcaada'da  büyük bir kaynaşma olduğunun haberini getirmişti.

Ne var ki,  komutanlık bu haberleri büyük bir saldıranın ilk işaretleri olarak kabul  etmedi. O kadar etmedi ki komutan Albay Cevat, 18 Mart sabahı karargahta  ayrılıp Kirte'deki birlikleri teftişe gitmiş ve ancak 16:30'da karargaha  dönebilmişti. Bu nedenle savaşı Kurmay Binbaşı Selahattin Adil(paşa)  yönetmişti. Savaş sırasında yanında bulunmuş olan yardımcıları Kurmay Kolağası  Osman Zati ile Yüzbaşı Hamdi'dir. Bu kısa açıklama da göstermektedir ki, 18  Mart saldırısı bir baskın biçiminde başlamıştır.

SALDIRININ  BAŞLAMASI:

Birinci küme ile  kendilerine hedef olarak gösterilmiş plan tabyaları arasında düello saat  11:15'te başlıyor. Queen Elizabeth, ağır toplarıyla uzak mesafeden ilkin  Çimenlik'e sonra Çanakkale şehrine daha sonra da Hamidiye tabyasına ateş  ediyor. Çimenlik'e iki isabet oluyor. Çanakkale'de yangın çıkıyor. Hamidiye'de  yıkıntı meydana geliyor.

Saat 11:35'te Lord  Nelson, Rumeli yakasındaki Hamidiye II tabyasına; George ve Triumph, Mecidiye,  Yıldız ve Dardonos tabyalarına açıyorlar. Fakat zırhlıların büyük şikayeti bu  tabyalardan olmaktan çok, görünmeyen ve göründüğü anda hızla yer değiştiren  sahar bataryalarındandı.

12:30'da Amiral de  Robeck Fransız gemilerinden kurulmuş olan ikinci küme gemilerine kıyılara  yaklaşarak, yakın mesafeden bombardımanı sürdürmesi emrini veriyor.

Bunlar Erenköy  bizansında duran İngiliz gemileri arasından geçerek kıyıya 400 metre kadar  yaklaşıyorlar. Bütün ağır toplarıyla Rumeli yakasında Kilitsihar ile Mesudiye  tabyaları, Anadolu yakasında da Dardonos ile Beyaztepe mevkileri ateşe  tutuyorlar. Büyük Aramada boğaz en dar olan Kilitsahir ile Çanakkale arasına  yönelmişti. Buraya gelmeden önce birkaç gemi feda edileceği de hesaba  katılmıştı. Bu kayıpları karşılıksız olmayacaktı. Boğaz geçilip İstanbul  alınmakla, Osmanlı ile müttefiklerin bağlantısı kesilecekti, çember içine  alınan Avusturya ile Almanya da pes demek zorunda kalacaklardı. Sözün kısası  savaşın muhteşem armadanın birkaç kilometre daha ilerlemesine bağlı kalmıştı.  Tarihsel Fransız cesareti ile İngiliz soğukkanlılığı Türk'ün alçak gönüllü  kahramanlığı karşısına bu alınacak yerde bir sınav verecekti.

Deniz savaşının en  bunalımlı anı iki taraf içinde gelip çatmıştı. Dünya bu olaya kadar Türk'lerin  fetihler savaşlarında tanımıştı. Yurt savunmasında ise güçlerinin neye  yettiğini ilk kez hecelemeye başlayacaklardı.

Hava şartları  Türk'lerin lehineydi. Gemi bacalarından ve toplardan çıkan dumanlar sayesinde  Türk bataryaları görünmüyordu. Türk savunma komutanlığı düşman zırhlılarının  merkez bataryalarına 14   kilometre kadar yaklaşması üzerine bu bataryalar  tarafından da ateş emri verildi. Türk'lerin ağır toplarıyla ötüşlerinin ateşi  düşman üzerine şaşırtıcı bir etki yapmaktaydı. Kaptan köprüsünden isabet alan  İnflexible'den geriye dön emri verildi. Bouvet'de de almış olduğu isabetten  dolayı yangın başlamıştı. Geminin toplarının yarısı kullanılmaz hale gelmişti.  Bir çeyrek saatte 14 isabet alan Suffren hemen hemen savaş dışı edilmişti. Ne  var ki, bu arada da Çanakkale'de başlamış olan yangın genişlemiş, Dardonos,  Namazgah ve Hamidiye bataryaları, Fransız gemilerinin ateşi karşısında  susmuştu. Deniz ile kara arasındaki büyük düello taraflar ağır yaralar  almışlardı.                                    Fransız gemilerinin  yıprandığını gören de Robeck geri dönmelerini ve üçüncü küme gemileri ile  yedeklere onların yerine almalarını emrini veriyor. Saat 13:34 ne var ki,  Boğazdan çıkmak girmek kadar kolay değildi. Donanmalara taranmış sandıkları  karanlık limanın güney kısmına, Erenköy açıklarından Doğuya doğru da Nusrat  adındaki mayın gemisi geceleyin, Ruslarca Karadeniz kıyılarımıza dökülüp  tarafımızdan toplanmış olan mayınlardan 26 tane döker. İşte bu mayınlardan  birine çarpan Bovvet bir buçuk dakikada 640-700 kadar mevcudu ile sulara  gömülüyor. 5 subayla 51 er ancak kurtarılıyor. Bu kurtarma işine karışmış olan  Gaulios zırhlısına da iki ağır top mermisi ile yaralanıp su almaya başlayınca  diğer iki Fransız gemisini yardımı ile savaş yerini terk ediyor. Fransız, tümden  yok olmamak için savaş yerinden çekilmek zorundadır. Ve şimdi Türklerle  İngilizler karşı karşıya geliyorlar.

Bovvet'in batış  anını anlatan Yarbay Worsley Gibson'un sözleri; Bovvet'in sancak tarafına  yattığına dikkat ettim ve bunu McB'ye söyledim. Daha sözümü bitirmeden gemi  daha fazla yatmaya başladı. Ağır yara aldığı belliydi. Çokta hızlı ileri  gitmekteydi ve az sonra direkleri suya girdi, büyük bir duman ve buhar sütünü  yükseldi ama herhangi bir patlama olmadı ve birkaç saniye sonra sulara gömüldü.

Bovvet'in batması  Golois'in yaralanması ve tüm Fransız gemilerinin geri çekilmesi Türklerin  moralini yükseltiyor. Saat 14:00'ten sonra savaş 6 İngiliz zırhlısı ile  bataryalar arasında tekrar başlıyor.

15:15'te  Irrsistable zırhlısı Beyaz tepe hizasında torpidoya çarparak yan yatmaya  başlıyor. Makineleri su ile doluyor. Hareket edemiyor. Ocean zırhlısı imdada  koşuyor. Onu geriye çekmek istiyor fakat akıntı iki gemiyi Anadolu kıyısına  doğru sürüklüyor. Ocean'da Bovvet'in batmakta olduğu yerde bir mayına çarpıyor.  İki yaralı gemi Türk Topçusunun ateşi altında gemiler boşaltılarak kendi  hallerine bırakılıyor. Bu gemiler Çanakkale Savaşının son kılavuzları oluyor.  Amiral de Robeck saat 17'de muhteşem aramadan geri kalan zırhlılara dönüş  emrini veriyor. Çanakkale direnişinin ilk bölümü; İngiliz ve Fransız  armadasının yenilgisi ve Türklerin zaferi ile son buluyor.

İKİ TARAFIN  KAYBI

18 Mart'ta Boğazı  geçmek için 12 büyük zırhlı savaşa katılmıştı. Diğer gemilerden her biride az  çok isabet almışlardı. Osmanlı kaybına gelince; Bataryalardan hepsi isabet  almıştı. Boğazın girişindekiler susturulmuştu. İç bataryalardan da çok veya az  yaralananlar olmuştu. 176 Kaptan 8'i kullanılmayacak duruma gelmişti. İnsan  kaybı 40 ölü ve 74 yaralıdan ibaretti. Yaralılarınsa 18'i Almandı.

İki tarafında sahip  bulundukları savaş güçlerine göre kayıplar önemli sayılamaz. İngiliz ve Fransız  imparatorları engin servet kaynaklarına sahiptiler. Batan ve yaralanan  gemilerini yerlerine kolaylıkla başkalarını koyabilirlerdi. Ne var ki, iki devletin  normal kayıpları hiçbir suretle giderilemeyecek kadar ağırdı.

Türklerin uğradığı  nesnel kayıplara karşılık moral kazançları yüksekti. Aylardan beri İstanbul'da  kuşku içinde yaşayan Türkler için Çanakkale deniz zaferi, kurtuluş anlarını  taşıyordu. Türklerin İngiliz donanması için kökleşmiş bir hayranlığı vardı.bu  donanmayı, yüz gemisi dönmeye zorlamanın büyük heyecanını duymaları doğaldı. 18  Mart akşamı İstanbul ve zafer haberinin ulaştığı bütün Türk şehirlerinde,  kasabalarında ve köylerinde evler bayraklarla süslenmiş, aydınlatılmış ve  şenlik yapılmıştı. Çanakkale deniz zaferinin dünyada bulunan diğer Müslüman  ülkelerinde de etkisi görüldü. Sömürge yaşamı süren Müslüman ve hatta Müslüman  olmayan halklarda, Emperyalizme karşı bu üstün direnişi kendi kurtuluşları için  değerli bir örnek gibi kabul eder oldular

Çanakkale deniz  yenilgisi altında kalmak istemeyen ve olumsuz etkisini her ne pahasına olursa  olsun silmek isteyen uzlaşma devletleri talihlerini bu kez de İstanbul'u almak  için kara yolundan giderek denemeye karar verdiler. Bu yolun Gelibolu  yarımadasından geçtiğini düşündüler ve kara ordularını oraya çıkartmakla ilgili  işe giriştiler.

18 Mart yenilgisi  İngiliz ileri gelenleri arasında bir takım tartışmalara yol açmıştı. Amiral de  Rocek ile Ian Hamilton arasında ortaya çıkan sorun; donanmanın Boğazı geçmek  için yapacağı ikinci bir denemesinin ordu tarafından desteklenmesine karşılık,  ordunun Gelibolu Yarımadasına yapacağı bir çıkartma hareketinin donanma  tarafından desteklenmesinin daha uygun olup olmadığı nedeniyle ortaya  çıkmıştır. İngiliz ileri gelenleri başvekil, savaş komitesi, deniz bakanlığı  amirallik, savaş komisyonu da savaşa devam düşüncesindeydiler. Hatta Fransız  deniz bakanı da aynı düşüncede olduğunu belirtmiştir.

ilk başta amiral Robeck  tekrardan boğazı zorlayarak İstanbul'u almayı düşünmüşse de bu kararında  vazgeçerek ordunun Gelibolu Yarımadası'na yapacağı bir çıkartma hareketinin  donanma tarafından desteklenmesi planına uymuştur. Bu nedenledir ki, 18 Mart  saldırısı bir daha tekrarlanmayarak tarihte tek er bir olay olarak kalacaktır.

Böylelikle 18 Mart  yenilgisinin intikamını almak isteyen uzlaşma devletleri 15 Nisan da  Gelibolu'ya ilk birlikleriyle çıkartma yaparlar

KAYNAKÇA

BAYUR,  Yusuf Hikmet, Türk İnkılabı Tarihi cilt 3/2. Kısım TTK Ankara

KARAL,  Enver Ziya , Osmanlı Tarihi 9. Cilt TTK Ankara 1996 Nigel Steel  ve Peter Hart , Gelibolu Yenilginin Destanı Çev. Mehmet Harmancı Medya Basım

Volkan  VAROL

 

Yorum ekle

Site içeriklerine yapacağınız yorumlarda galiz ifadelere yer vermeyiniz. Yayın kurallarımıza aykırı ifadeler bulunmayan olumlu ve olumsuz tarzdaki tüm eleştirel yorumlarınız en kısa sürede yayınlanacaktır.


Güvenlik kodu
Yenile

Akademik Pencere

Özel Hocadan Evde Birebir Özel Ders

Şekersiz Doğal Karadut Şurubu

Öğrenci Kütüphanesi

YK Akademi

  • Konu Anlatım Videoları
  • Tarih ve Coğrafya Haritaları
  • Coğrafya Grafik ve Diyagramları
  • Soru Bankası
  • Soru Çözümleri
  • Ders Notları
  • Dokümanlar
  • Proje ve Performans Ödevleri
  • Özel Dersler
  • Yardımcı Hizmetler
Download Free FREE High-quality Joomla! Designs • Premium Joomla 3 Templates BIGtheme.net