Selim daha 10 yaşında siyah saçlı, uzun ince kaşları, kapkara gözleriyle uslu bir çocuktu. Ailesiyle dağlık tepelik bir yerde yaşıyorlardı. Ailesiyle buraya yeni taşınmışlardı. Çünkü babası bir çiftçiydi ve işi buraya düşmüştü. Geldikleri yer köydü ve bu köy halkı tarım ve hayvancılıkla uğraşıyordu. Selim'in geldiği köyde okul yoktu. Bu yüzden kasabadaki okula gidecek, oraya köyünden geçen servis ile gidecekti. Selim bunları düşünürken içerden annesi Fatma Hanım:

-Selim oğlum buraya gel diye bağırdı.

-Efendim anne.

-Oğlum ben yarın karşı kasabaya gideceğim, orda sütleri satacağım. Baban seni uyandırır, dedi.

Birden kar lapa lapa yağmaya başlamıştı. Kasımın son günleri olmasına rağmen kar yağıyordu. Zaten kar bir iki kez atıştırmıştı. Annesi Selim'e tavukları kümese koymasını söyledi. Selim kümese tavukları koyup eve döndü ve kitabını okumaya başladı. Saat geç oldu ve yatağına yattı.

Sabah oldu babası Selim'i uyandırdı Selim kalktı üstünü giydi kahvaltısını yaptı. Kapıda bekleyen servise bindi. Okul köye fazla uzak değildi, 10 dakikalık bir yerdi.

Selim'in geldiği okulda çok çocuk bulunmadığından her şubeden birer tane vardı. Sınıfa girdi oradaki tüm çocuklar Selimle ilgileniyordu. Kötü kötü hareketler yapıyorlar. Selim'e iyi davranmıyorlardı. Hoca derse girdi çocuklar yerlerine oturdu dersin ortasında arkadan Hasan Selim'in sırtına iğne batırdı. Selim ah diye inledi. Arkadan Hasan Selim'e ''Hocaya beni şikâyet edersen olacakları sen düşün''. Bunun üzerine Selim hocaya ''Sıra ayağımın üstüne geldi'' dedi. O gün Selim'e daha niceleri yapıldı. Selim eve mutsuz döndü. Annesi Selim'e okulun nasıl geçtiğini sordu. Selim kısık bir sesle ''İyi'' dedi.

Bir ay boyunca aynı tür şeyleri yaptılar. Fakat günler geçtikçe çocuklar Selim'e alışıyor kendilerinden biri olarak davranıyorlardı.

Bir gün Selim'in sınıfındaki Halit  ''Sınıftakiler hafta sonu Kar Tepe'ye çıkacağız. Selim sende geliyorsun'' dedi. Selim çaresizce evet dedi. Evine gitti annesine ''Anne ben yarın arkadaşıma ödev yapmaya gidiyorum'' dedi. Tamam baban seni bırakır. Herkes annesine babasına bu yalanı söylüyordu.

Selim akşam gizlice çantasına kızak orda acıkırsa çerez, bisküvi vb. şeyler koydu. Yatağına yattı. Sabah uyandı, kahvaltısını yaptı, hazırlandı ve babasıyla yola çıktılar. Okulun önüne geldiler. Babası Selim'e akşam onu alacağını söyledi ve gitti. Hasan:

-Hadi ne bekliyoruz.

-Dur daha Halit gelmedi.

O sırada Halit geldi ve yola koyuldular. Yollar çamurluydu hava fazla soğuk değildi. Tepeye çıktılar her yer bembeyazdı. Kızakla kaydılar, kardan adam yaptılar ve daha neler neler. Fakat bu arada hava kararmaya başladı. Çocuklar aceleyle hazırlandılar. Acele ettikleri için yolu bulamadılar. Hava karardı ve kayboldular. Alican el fenerini çıkardı ve beklemeye koyuldular.

Evde ise Fatma Hanım Selim'in babası Cengiz beye:

-Daha Selim'i almaya gitmedin mi? diye sordu.

Cengiz Bey ise:

-Şimdi gidiyorum dedi ve evden çıktı.

Hasan'ın babası Hüseyin Ağa'nın evine gitti:

-Hüseyin Ağa benim oğlumu çağırır mısın?

-Selim burada değil, ben Hasanı da görmedim dedi.

Cengiz Bey:

-Belki Sütçü Ramiz’dedirler

Oraya gittiler Sütçü Ramiz'de çocukların nerde olduğunu bilmiyordu. Sınıftaki çocukların nerde olduğunu bilmiyordu. Bunun üzerine şehrin merkezindeki arama kurtarma ekibinin bulunduğu yere gittiler. Orada bulunan Müdür Cahit Bey'in odasına girdiler.

Hüseyin Ağa:

-Müdür bey, oğullarımız kayıp yardım edin bize.

- Nerede kayboldular.

-Şehrin kuzeyindeki Yeşilçam kasabasında en son buluşmuşlardı.

Bunun üzerine Cahit Bey 10 kişilik bir heyet hazırladı. Ve yola koyuldular.

Bu arada hava iyiden iyiye kararmıştı. Selim ve arkadaşlarının karnı acıktı ve çantalarındaki çerezleri ve bisküvileri yemeye koyuldular bu arada yemek kokusu alan aç bir sokak köpeği yemeklerin üstüne doğru koşmaya başladı. Çocuklar neye uğradıklarına şaşırdılar ve kaçışmaya başladılar. Halbuki köpeğin tek derdi yemek yemekti. Selim hızlıca kaçıyordu birden birisine çarptı bu babasıydı. Hemen babasına sarıldı çok korkmuştu.

10 yıl sonra Selim işi için buraya mimar olarak gelmişti. Yine Kar Tepe'yi gördü ve o günleri düşündü.

Ertuğrul ERGÜÇLÜ

6.Sınıf Öğrencisi