Bacon,dar anlamda bir bilim adamı olmaktan çok,kendisine özgü yaklaşımıyla bir bilim yorumcusu, öngördüğü bilgi dünyasını kurma misyonuyla tabuları kırma savaşımı veren bir düşünürdü.İçine doğduğu dünya,çelişkilerle dolu bir dönemden geçmekteydi:bir yanda insanoğlunun yeni keşiflerle bilinmeyene açıldığı,bilgi arayışına girdiği; öte yanda büyü,fal türünden aldatıcı uygulamaların yaygınlık kazandığı,kilise buyruğuna ters düşünenlerin yakıldığı bir dönem!

Bacon,İngiliz Kraliyet Sarayı çevresinde üst düzey yönetici bir ailenin çocuğu olarak büyümüştü.Daha küçük yaşlarındayken Francis,güzel ve ciddi konuşmalarıyla Kraliçi Elizabeth'in ilgisini çekti.Çok yönlü bir eğitimle yetişen delikanlı,18 yaşına geldiğinde diplomatlar arasına katılmaya, elçilerle birlikte Avrupa başkentlerine gidip gelmeye başladı.Ne var ki bu parlak başlangıç uzun sürmedi.Babasının erken ölümü,yarattığı politik skandal nedeniyle ağabeyinin ölüm cezasına çarptırılması aileyi çökertti.Annesinin geçim sorumluluğunu üstlenen Francis,bir yandan aile borçlarını ödeme uğraşı verirken,bir yandan da kendi geleceğini kurma çabasını elden bırakmıyordu.Başta Kraliçe olmak üzere hiç kimse yüzüne bakmıyordu artık!!Ama hüsrana dönüşen yaşamında onu ayakta tutan ve yaşam boyu sürecek bir inancı vardı:Uygar geleceğe giden yolda aydın kesime bilimin önemini kavratmak,bilimsel araştırmaya kurumsal bir kimlik kazandırmak.''İlgi alanımda yalnızca bilgi,bilgiye yönelik araştırma vardır.''diyordu Bacon.

Deneyimci(ampirik) felsefenin öncüsü olan Bacon,temelde somut sorunlara ağırlık veren pragmatist bir düşünürdü.İnsanlığın mutlu ve aydınlık geleceğine ilişkin,biraz ütopik ve iyimser bir beklentisi vardı.Ona göre bu geleceğin başlıca güç kaynağı güvenilir bilgiydi.Bacon,militan bir tutum içindeydi;yaşamını,tasımsal argümanlarını laf cambazlığı saydığı skolastik bilginlerin yetkisini kırmaya adamıştı.

Bacon,yöntem anlayışını ilginç bir benzetmeyle ortaya şu şekilde koymuştur:''Bilim adamı ne ağıı içinden çekerek ören örümcek gibi,ne de çevreden topladığıyla yetinen karınca gibi davranmalıdır.Bilimadamı topladığını işleyen,düzenleyen bal arısı gibi yapıcı bir etkinlik içinde olmalıdır.''

Bacon, deneysel bilimin inançlı bir savunucusu, bilimsel yöntem bilincini ön plana çıkaran bir öncüydü. Ne var ki,onun kendi yaşam dönemindeki bilimsel çalışmalarını yeterince izlediği söylenemez.Kepler'in ortaya koyduğu doğrulayıcı sonuçlara karşın,Kopernik dizgesini içine sindirememesi,üzerinde durulacak bir noktadır. Çağdaşı Galile'nin, deneyle matematiği birleştirerek bilimsel yönteme kazandırdığı yeni kimliğin farkına varmamış olması da ilginçtir.

Değindiğimiz tüm yetersizliklerine karşın,Bacon'un bilimsel gelişme için gerkli ortamın hazırlanmasında oynadığı büyük rolün önemi tartışılmaz.Unutmamak gerekir ki,Bacon bir bilimadamı olmaktan çok,bilimi bağnazlığın tekelinden kurtarma savaşı veren bir düşünürdü.