Farabi 873(H.259) senesinde  Türkistanın Farab şehrinde doğdu. İlk tahsilini Farabda gördü. Arapça, Farsça, Grekçe ve Latinceyi çok iyi öğrenerek , Aristo ve Eflatunun eserlerini defalarca okudu. Ebu Bekr Serracdan  gramer ve mantık okudu. Daha sonra kendini tamamen felsefeye verdi ve Yuhanna bin Haylanla birlikte çalıştı. Vaktini felsefi düşüncelerini  kaleme almakla geçirdi. Kitaplarını Arapça yazdı. Bir musiki üstadıydı. Kanun adındaki çalığı aletini o buldu. Ayrıca rübab denilen çağlıyı da o geliştirip, bu günkü şekle soktu. Bir çok bestesi vardır. Matematikle  de uğraştı.

Farabai, ilimleri sınıflandırdı. Ona gelinceye kadar ilimler trivium(üçüzlü)  ve huatrivium(dördüzlü) diye iki kısımda toplanıyordu. Nahiv, mantık, beyan üçüzlü ilimlere; matematik, geometri, musiki ve astronomi ise dördüzlü ilimler kısmına dahildi. Farabi ise, ilimleri; fizik, matematik ve metafizik ilimler diye üçe ayırdı. Onun bu metodu, Avrupalı bilginler tarafından ancak on üçüncü asırda kabul edildi.

Hava titreşimlerinden ibaret olan ses olayının ilk mantıki izahını Farabi yaptı. O, titreşimlerin dalga uzunluğuna  göre azalıp çoğaldığını, deneyler yaparak tespit etti. Bu keşfiyle musiki aletlerinin yapımında gerekli  olan kaideleri de buldu. Aynı zamanda tıp alanında çalışmalar yapan Farabi, bu konuda çeşitli ilaçlarla ilgili eser yazdı.

Aristodan sonra gelen bir felsefeci olarak kabul edildi. Eskiyi yeni felsefeye ustalıkla aktardı. Montesgieu, Spinoza gibi batılı filozoflar, Farabinin eserlerinin tesirinde kaldılar.

Farabi; mantık, felsefe, matematik, tıp ve musiki sahalarında bir çok kitap yazmıştır, ondan fazla eseri olduğu bilinmektedir. Başlıcaları şunlardır:  Talim-üs-sani, iksa-ül-ulum vet-tarif bi ağradiha, Kitabu Füsusu-il-hikem vs...