Yazı devriminden sonra (I Kasım 1928), Atatürk'ün kara tahta başındaki resmi görülünce, ona "Başöğret­men" denilmeye başlanmıştı. Aslında, adlandırmada geç kalınmıştı. Kurtuluş Savaşı'ndan hemen sonra, bir İstanbul gazetecisi kendisine şöyle bir soru yöneltmişti:

-Yurdu kurtardınız? Şim­di ne yapmak isterdiniz?

Hiç duraksamadan şu ce­vabı vermişti:

-Milli Eğitim Bakanı ola­rak Türk Kültürünü yükseltmeye çalışmak,  en büyük amacımdır.

Ondan sonra Atatürk nerede görünse, mutlaka orada bir okula g öğretmen ve öğrencilerle konuşurdu. Bir gün Atatürk'ün yolu köy okuluna düştü. Tek sınıflı okulda bir g öğretmen ders veriyordu. Atatürk sınıfa girince, öğretmen kürsüsünü terk etti.

Atatürk:

-Hayır, yerinizde oturunuz ve dersinize devam ediniz, dedi. Eğer izin verirseniz, biz de sizden faydalanmak isteriz. Öğretmen sınıfa girdiği zaman, Cumhurbaşkanı bile öğretmenden sonra gelir!